İstanbul’un 8.500 Yıllık Geçmişine Açılan Kapı: Yenikapı Kazıları
İstanbul Yenikapı kurtarma kazıları, Marmaray ve Metro projeleriyle birlikte yalnızca ulaşım altyapısını değil, kentin kültürel belleğinde arkeolojik bir kırılma noktası yaratmıştır. Neolitik dönemden Bizans ve Osmanlı evrelerine uzanan katmanlarda açığa çıkarılan yerleşimler, mimari kalıntılar ve dünyanın en büyük Orta Çağ batık gemi koleksiyonlarından biri, İstanbul’un tarihini 8 bin 500 yıl geriye taşıyarak kent arkeolojisi açısından evrensel nitelikte yeni bir perspektif sunuyor.
Ulaşım Projelerinden Kültürel Keşfe: Yenikapı Kazılarının Önemi
Diş Sağlığı Müzesi’nin düzenlediği “2026 Disiplinler Arası Söyleşiler Programı” kapsamında İstanbul Arkeoloji Müzeleri uzman arkeoloğu Sırrı Çölmekçi, Yenikapı kazılarının kent arkeolojisi açısından taşıdığı tarihsel ve bilimsel önemi ele aldı. “Yenikapı Kazılarının Kent Arkeolojisi Açısından Değerlendirilmesi” başlıklı söyleşide Çölmekçi, Marmaray ve Metro projeleri çerçevesinde yürütülen kurtarma kazılarının, İstanbul’un geçmişine ilişkin köklü bir tarih yazımı dönüşümüne öncülük ettiğini vurguladı.
Çölmekçi’ye göre bu projeler, yalnızca modern ulaşım altyapısının geliştirilmesini değil, aynı zamanda antik kent katmanlarının sistematik biçimde belgelenmesini ve korunmasını mümkün kılmıştır. Eğer söz konusu projeler hayata geçirilmemiş olsaydı, Theodosius Limanı’na ait liman yapıları, gemi kalıntıları, Bizans mimarisine dair izler ve İstanbul’un en erken yerleşimcilerine ait Neolitik bulgular gün yüzüne çıkarılamayacaktı. Bu yönüyle Yenikapı kazıları, kent arkeolojisinin çağdaş planlama süreçleriyle nasıl entegre edilebileceğine dair örnek bir model sunmaktadır.
Osmanlı ve Bizans Katmanlarında Mimari ve Kültürel Bulgular
Yenikapı kazılarında yaklaşık 100 bin arkeolojik eserin açığa çıkarıldığı belirtilmektedir. Marmaray sahasında yer alan birinci bölgede gerçekleştirilen kazılarda, çamur harç, horasan harç ve daha geç dönemlerde çimento kullanılarak inşa edilmiş çok mekânlı mimari yapılar ortaya çıkarılmıştır. Bu yapıların altında tespit edilen ve 17. yüzyıla tarihlenen taş döşeli yolun 100 metrelik bölümü belgelenerek taşınmış ve koruma altına alınmıştır.
Osmanlı dönemine ait mimari kalıntılar, ilgili koruma kurulu kararları doğrultusunda jeotekstil örtü ve dere kumu ile kaplanarak uzun vadeli muhafazaya alınmıştır. Bu yapıların çevresinde ele geçen malzemeler, söz konusu alanların kimya ya da eczacılıkla bağlantılı işlikler olarak kullanılmış olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca Osmanlı kültür dolgusuna ait 16. ve 17. yüzyıllara tarihlenen mavi-beyaz seramikler, dönemin ticari ağları ve estetik tercihleri hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
Liman alanının batısında yer alan ve “100 Ada” olarak adlandırılan bölgelerde yapılan kazılarda ise 4. yüzyıldan 13. yüzyıla uzanan çok katmanlı mimari kalıntılar gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu alanlarda sur duvarları, rıhtım mendirekleri, mezar odaları ve tonozlu yapılar tespit edilmiştir. Özellikle İmparator Konstantinus dönemine tarihlendirilen ve 51 metre uzunluğundaki anıtsal duvar kalıntısı, Bizans savunma sistemlerinin kent dokusundaki rolünü ortaya koymaktadır.
Theodosius Limanı ve Orta Çağ Batık Gemi Koleksiyonu
Yenikapı kazılarının en dikkat çekici sonuçlarından biri, Theodosius Limanı’nda ortaya çıkarılan batık gemi koleksiyonudur. Kazılar sırasında 5. ve 11. yüzyıllar arasına tarihlenen 37 farklı batık gemi kalıntısı açığa çıkarılmıştır. Bu koleksiyon, dünyanın en geniş Orta Çağ batık gemi gruplarından biri olarak kabul edilmektedir.
Söz konusu gemi kalıntıları, Bizans dönemi deniz ticareti, gemi yapım teknikleri ve denizcilik teknolojilerinin evrimi hakkında benzersiz veriler sunmaktadır. Limanın, Lykos Deresi’nin neden olduğu sedimantasyon süreci sonucunda zamanla işlevini yitirerek karaya katılması, gemilerin günümüze kadar korunmasını mümkün kılmıştır. Bu bağlamda Yenikapı, yalnızca kara arkeolojisi açısından değil, deniz arkeolojisi bakımından da küresel ölçekte referans niteliğinde bir araştırma alanına dönüşmüştür.
Neolitik Yerleşme ve İstanbul’un En Erken Sakinleri
Kazı sürecinin en çarpıcı aşamalarından biri, Yenikapı Neolitik Yerleşmesi’nin keşfi olmuştur. Liman tabanında gerçekleştirilen sondaj çalışmalarında, yanmış kerpiç parçaları, el yapımı çanak çömlekler ve taş dizilimleriyle karakterize edilen Neolitik tabakaya ulaşılmıştır. Bu bulgular, İstanbul’un yerleşim tarihini yaklaşık 8 bin 500 yıl öncesine çekmiş ve kentin tarihsel kronolojisini köklü biçimde yeniden şekillendirmiştir.
Neolitik döneme ait mezar tipleri, gömü gelenekleri, ahşap konut izleri ve yüzlerce insan ayak izi, Anadolu arkeolojisinde bugüne kadar rastlanan en erken örnekler arasında yer almaktadır. Yapı kalıntılarından elde edilen veriler, konutların dörtgen veya yuvarlak planlı, ahşap direklerle desteklenen ve dal-örgü üzerine çamur sıva tekniğiyle inşa edilmiş olduğunu göstermektedir.
Ayrıca Neolitik topluluğun tarım ve hayvancılıkla uğraştığı, yüksek kaliteli buğday ve bezelye yetiştirdiği ve hayvanları evcilleştirdiği anlaşılmaktadır. Bu bulgular, Marmara Havzası’nda erken tarım toplumlarının varlığına dair önemli kanıtlar sunmakta ve bölgenin tarih öncesi ekonomik ve sosyal yapısına yeni bir bakış açısı kazandırmaktadır.
Aişe Hümeyra Akgün aa