İstanbul Arkeoloji Müzeleri Yeniden Düzenlendi
İstanbul Arkeoloji Müzeleri yerleşkesinde klasik müze binası, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk başta olmak üzere tarihi yapılar kapsamlı restorasyonlardan geçirildi. Çalışmalar, müze avlusu ve Gülhane Meydanı’na uzanan açık alanları da kapsadı. Çinili Köşk’te yaklaşık 54 bin çini için müdahale paftaları hazırlanırken, Osman Hamdi Bey Yokuşu’nda 38, müze avlusunda yaklaşık 140 arkeolojik eser açık teşhirde ziyaretçilerle buluşturuldu.
Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmalarıyla İstanbul Arkeoloji Müzeleri yerleşkesindeki tarihi yapılar, sergileme alanları ve açık teşhir bölümleri kapsamlı restorasyon ve düzenlemelerden geçirildi. Klasik müze binası, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk'teki uygulamaların yanı sıra Gülhane Meydanı'ndan müze avlusuna uzanan alanlar da yenilendi. Çinili Köşk'ün dış cephesindeki yaklaşık 54 bin çini için özel müdahale paftaları hazırlanırken, 178 arkeolojik eser açık teşhirle ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde etaplar halinde yürütülen çalışmalar, tarihi yapıların korunmasıyla çağdaş müzecilik uygulamalarını bir araya getirmeyi amaçladı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, müzeyi ziyaretinde yaptığı açıklamada, tarihi yapıların özgün mimari karakterlerinin korunarak gelecek nesillere aktarılmasının öncelikli olduğunu belirtti.
Ersoy, müzelerde çağdaş müzeciliğin gerektirdiği yeniliklerin yapılara kazandırılmasına özen gösterdiklerini, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ndeki çalışmaların da bu anlayış doğrultusunda projelendirilip etaplar halinde uygulandığını ifade etti.
Çalışmaların kapsamına ilişkin bilgi veren Ersoy, Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon, ihya ve inşa süreçlerinden birinin İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde yürütüldüğünü söyledi. Müzenin, müzecilik ve arkeoloji tarihinin önemli kurumlarından biri olduğunu vurgulayan Ersoy, kompleksin dünya kültür mirası açısından taşıdığı öneme dikkati çekti.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ndeki ilk etap çalışmalarının klasik bina özelinde 2011'de başladığını belirten Ersoy, 1891 yılında yapılan bölüm ile ikinci aneks olarak adlandırılan güney kanadın güçlendirme ve restorasyon uygulamalarının gerçekleştirildiğini kaydetti. İkinci etapta ise 2017'de güçlendirme ve teşhir-tanzim projeleri uygulamaya alındı. Sürecin tamamlanmasının ardından klasik müze binası 2021'de yeniden ziyarete açıldı.
Üçüncü etap Ocak 2023'te başladı
Üçüncü etap çalışmalarının Çinili Köşk ile Eski Şark Eserleri Müzesi'ni kapsayacak şekilde Ocak 2023'te başlatıldığını aktaran Ersoy, Eski Şark Eserleri Müzesi'nde betonarme ve volta tavan döşemeleri ile kagir duvarlarda güçlendirme uygulamalarının tamamlandığını bildirdi.
Bu kapsamda çatının yenilendiğini, cephedeki plaster, profilli bezeme ve heykellerin temizlik ve konservasyon çalışmalarının yapıldığını belirten Ersoy, iç mekanın da teşhir-tanzim projesi doğrultusunda yeniden düzenlendiğini söyledi.
Asur, Sümer, Sümer-Akad, Arabistan, Babil, Hitit, Urartu ve Mısır salonları çağdaş müzecilik anlayışıyla yeniden ele alındı. Eserlerin yerleşimleri bilimsel kaynaklar ve uzman akademisyenlerin danışmanlığı doğrultusunda gerçekleştirildi. Aydınlatma tasarımları eserleri ön plana çıkaracak şekilde yenilenirken, eser güvenliğini üst düzeyde sağlamaya yönelik sistemler de devreye alındı.
Eski Şark Eserleri Müzesi, çalışmaların tamamlanmasının ardından 6 Temmuz'da yeniden ziyarete açıldı.
Çinili Köşk'te 54 bin çini için özel çalışma
Çinili Köşk'te yürütülen restorasyon ve konservasyon çalışmaları da projenin önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Çatıdaki muhdes dolgular ve eski kurşun kaplamalar kaldırılarak özgün yapıya uygun yeni uygulamalar gerçekleştirildi.
Eserlerin çağdaş sergileme teknikleriyle ziyaretçilerle buluşturulması amacıyla vitrin ve teşhir sistemleri yenilendi. İznik, Kütahya, Çanakkale, Erken Osmanlı ve Selçuklu salonlarının teşhir düzenlemeleri yeniden hazırlandı.
Selsebilli Oda'da özel bir panel uygulamasıyla Osman Hamdi Bey'in canlandırılması da 14 Temmuz'da ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.
Çinili Köşk'ün dış cephesindeki çiniler için ise ayrıntılı bir konservasyon süreci yürütüldü. Yaklaşık 54 bin çininin envanteri çıkarıldı ve her bir çini için ayrı müdahale paftası hazırlandı. Temizlik, sağlamlaştırma, tamamlama ve renklendirme işlemleri, yapının özgün çini dokusunun korunmasına yönelik hassas bir çalışma kapsamında gerçekleştirildi.
Gülhane Meydanı yeni müze girişine bağlandı
Çalışmalar yalnızca tarihi yapıların restorasyonuyla sınırlı kalmadı. Müze yerleşkesinin tamamını kapsayan düzenlemelerle ziyaretçi deneyiminin de yeniden ele alındığı belirtildi.
Bu kapsamda İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin ana girişi Gülhane Meydanı'na taşındı ve burada yeni bir ziyaretçi karşılama merkezi oluşturuldu. Gülhane Meydanı ile müze arasındaki Osman Hamdi Bey Yokuşu da yeniden düzenlendi. Güzergah boyunca 38 arkeolojik eser açık teşhirde ziyaretçilerle buluşturuldu.
Müze avlusunda yapılan yenileme ve peyzaj düzenlemelerinin ardından ise yaklaşık 140 arkeolojik eser açık teşhir alanında sergilenmeye başlandı. Böylece tarihi yapılarla sergileme alanlarının yanı sıra müze yerleşkesinin açık alanları da yeni bir düzenlemeye kavuştu.
Bakanlığın açıklamasına göre yenilenen yerleşke, klasik müze binasından Eski Şark Eserleri Müzesi'ne, Çinili Köşk'ten müze avlusu ve Gülhane Meydanı'na kadar bütüncül bir düzenlemeyle ele alındı. Yapıların mimari özelliklerinin korunmasının yanında sergileme, aydınlatma, güvenlik ve ziyaretçi karşılama unsurları da projenin parçaları oldu. Böylece farklı dönemlere ait eserlerin bulunduğu müze kompleksinde, yapıların tarihi niteliği ile çağdaş müzecilik ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesi hedeflendi. Açık teşhir alanlarında sergilenen eserler de ziyaretçilerin müze yerleşkesindeki deneyimini destekleyen yeni unsurlar arasında yer aldı.
Restorasyon sürecinde bilimsel kaynaklar, uzman görüşleri ve yapıların özgün özellikleri dikkate alınarak uygulamalar gerçekleştirildi, farklı etaplar boyunca titizlikle.
Bakan Ersoy, çalışmaların ardından İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin daha güvenli, çağdaş ve erişilebilir hale geldiğini belirtti. Müze kompleksinin yalnızca eserlerin sergilendiği bir alan olarak değil, ziyaretçilerin tarih, sanat, mimari ve kültürle buluştuğu yaşayan bir kültür alanı olarak ele alındığını ifade etti.
Ersoy, bu anlayışla kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmaların sürdürüleceğini belirterek, restorasyon ve yenileme sürecinde emeği bulunan bilim insanları, uzmanlar, işçiler ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.