Anasayfa / Kültürel ve Doğal Miras

İskenderiye: Antik Dünyanın Bilgi Başkentinden Akdeniz'in Yaşayan Mirasına

Büyük İskender tarafından MÖ 331 yılında kurulan İskenderiye, antik dünyanın en önemli bilgi ve kültür merkezlerinden biri olarak tarihe geçti. İskenderiye Kütüphanesi, İskenderiye Feneri, Montazah Sarayı ve çok katmanlı kültürel mirasıyla kent, bugün de geçmiş ile bugünü aynı coğrafyada buluşturarak Akdeniz'in en dikkat çekici tarih ve kültür destinasyonları arasında yer almayı sürdürüyor.

 

Mısır'ın Akdeniz kıyısındaki en önemli kentlerinden İskenderiye, yaklaşık 2 bin 350 yıllık geçmişi boyunca bilim, ticaret ve kültürün kesişme noktalarından biri oldu. Büyük İskender tarafından MÖ 331 yılında kurulan kent, Helenistik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olmasının yanı sıra uzun yıllar Mısır'a başkentlik yaptı. Günümüzde Kahire'nin yaklaşık 220 kilometre kuzeyinde bulunan İskenderiye, düzenli şehir dokusu, sahil şeridi ve tarihî yapılarıyla milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor.

Akdeniz boyunca uzanan sahil yolu, modern yerleşim dokusuyla dikkat çekerken, kentin gerçek kimliği geçmişten günümüze ulaşan kültürel mirasında saklı bulunuyor. Antik çağın bilgi merkezlerinden biri olan İskenderiye, dünyanın en tanınmış kütüphanelerinden birine ve Dünyanın Yedi Harikası arasında gösterilen İskenderiye Feneri'ne ev sahipliği yapmış olmasıyla öne çıkıyor.

Bilginin Hafızası: İskenderiye Kütüphanesi
İskenderiye'nin en önemli simgelerinden biri kuşkusuz İskenderiye Kütüphanesi'dir. Antik dönemde yüz binlerce el yazmasının bulunduğu düşünülen tarihî kütüphane, savaşlar ve yangınlar sonucunda tamamen ortadan kalktı. Ancak bu büyük mirası yaşatmak amacıyla 2002 yılında inşa edilen Yeni İskenderiye Kütüphanesi, çağdaş mimarisiyle kentin yeniden bilim ve kültür merkezi olmasını simgeliyor.

Akdeniz kıyısında yükselen yapı yalnızca milyonlarca kitaba ev sahipliği yapmakla kalmıyor; araştırma merkezleri, sergi salonları ve müzeleriyle çok yönlü bir kültür kompleksi olarak hizmet veriyor. Bünyesindeki Antik Eserler Müzesi'nde firavunlar döneminden Roma, Kıpti ve İslam dönemlerine uzanan çok sayıda eser sergileniyor. El yazmaları, heykeller, mezar stelleri, sikkeler, seramikler ve modern bina inşa edilirken ortaya çıkarılan arkeolojik buluntular, Mısır'ın binlerce yıllık kültürel sürekliliğini gözler önüne seriyor.

Saraylar, Bahçeler ve Kaybolan Bir Dünya Harikası
Kentin doğusunda yer alan Montazah Sarayı, İskenderiye'nin yakın tarihine ışık tutan en önemli yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Türk ve Floransa mimarisini bir araya getiren saray, 1892 yılında Mısır Hidivi II. Abbas tarafından yaptırıldı. Daha sonra Kral Faruk'un yazlık sarayı olarak kullanılan kompleks, günümüzde otel ve devlet konukevi olarak değerlendiriliyor.

Yaklaşık 150 hektarlık geniş bahçeleri, yürüyüş yolları ve Akdeniz'e açılan yeşil alanlarıyla Montazah, özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği bir merkez durumunda. Bahçelerde Kral Faruk'un Kahire'den İskenderiye'ye ulaşımda kullandığı tren ile Akdeniz manzarasına hâkim tarihî çay köşkü de korunuyor.

İskenderiye'nin en büyük kaybı ise hiç kuşkusuz antik dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen İskenderiye Feneri oldu. Yüzyıllar boyunca denizcilere rehberlik eden ve dönemin en yüksek yapılarından biri olan fener, meydana gelen depremler sonucu ağır hasar gördü. Daha sonraki dönemlerde taşlarının Kayıtbay Kalesi'nin inşasında kullanılmasıyla yapı tamamen ortadan kalktı. Günümüzde fenerin bulunduğu alanın önemli bir bölümü Akdeniz'in suları altında yer alıyor.

Geçmiş ve Günümüzü Buluşturan Akdeniz Kenti
Kentte turist rehberliği yapan Ahmet Abdülaziz'e göre İskenderiye, geçmiş ile bugünü aynı potada buluşturan Akdeniz kentlerinin başında geliyor. Abdülaziz, Yeni İskenderiye Kütüphanesi'nin dünyanın en büyük ve en etkileyici kütüphanelerinden biri olduğunu, aynı anda iki bin kişiye hizmet verebilen okuma salonlarının yanı sıra Arkeoloji Müzesi, El Yazmaları Müzesi ve Enver Sedat Müzesi'ni de bünyesinde barındırdığını belirtiyor.

Kütüphanenin dış cephesinde 120 farklı dilde yazılar bulunması ise yapının evrensel bilgi anlayışını simgeliyor.
Abdülaziz, Montazah Sarayı'nın geniş bahçeleri, nadir bitki koleksiyonları ve tarihî atmosferiyle yaz aylarının en yoğun ziyaret edilen alanlarından biri olduğunu ifade ederken, son yıllarda gelişen kruvaziyer turizminin de İskenderiye'nin uluslararası cazibesini artırdığını vurguluyor. Kayıtbay Kalesi, Abdul Abbas Camisi, modern kültür kurumları ve antik mirasıyla İskenderiye, Akdeniz'in geçmişini günümüz yaşamıyla buluşturan en seçkin tarih kentlerinden biri olmayı sürdürüyor.