Hattuşa'da kazmasının değmediği yer kalmayan 51 yıllık kazı emektarı
Arkeoloji emektarı Mehmet Erdek, 15 yaşında başladığı Hattuşa kazılarında yarım asrı geride bırakırken, dört kazı başkanının dönemine ve Hitit başkentinin arkeolojik araştırmalarındaki farklı aşamalara tanıklık etti. Bugün 66 yaşında olan üç çocuk babası Erdek'in arkeoloji ile yoğrulmuş hayat hikayesi hayli dikkat çekici.
15 yaşında Hattuşa'da kazılara başladı, 51 yıldır kazma sallıyor
Çorum'un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa Antik Kenti'nde 15 yaşında eline aldığı kazmayı 51 yıldır bırakamayan Mehmet Erdek, yarım asrı aşan çalışma hayatında Hitit başkentinin topraklarından çok sayıda arkeolojik buluntunun gün yüzüne çıkarılmasına katkı sağladı.
Bugün 66 yaşında olan üç çocuk babası Erdek'in Hattuşa ile hikayesi, kendisinden önce bu alanda çalışan babasının yanında başladı. Babası antik kentte bekçilik yapıyordu. Erdek ise 1975'te, henüz 15 yaşındayken kazı çalışmalarında çalışmaya başladı.
O günden bu yana Hattuşa'nın farklı noktalarında kazma sallayan Erdek, aradan geçen 51 yılda yalnızca bir meslek öğrenmedi; antik kentin toprağını, duvarlarını ve tabakalarını tanıyan deneyimli bir kazı ustasına dönüştü.
Babasının izinden gitti yolu Hattuşa'ya düştüErdek, kazı çalışmalarının inceliklerini babasının yanında öğrendi. Babasının 1993'te vefatının ardından da Hattuşa'daki çalışmalarını sürdürdü.
Bir dönem kazı bekçisi olarak resmi görev de yapan Erdek, kazı başkanları Peter Neve, Jürgen Seeher ve Andreas Schachner dönemlerinde çalışmalarını sürdürdü.
Yaklaşık 2 kilometrekarelik alana yayılan antik kentin farklı noktalarında çalışan Erdek, yarım asrı aşan süreçte Hitit dönemine ait tablet, mühür, bronz eser, figür ve mimari kalıntıların gün yüzüne çıkarıldığı çalışmalara katkı sundu.
Yaş haddinden iki yıl önce emekli olan Erdek, emekliliğinin ardından da Hattuşa'dan kopmadı. Son iki sezondur resmi görevi olmadan kazı alanında kazma ustası olarak çalışmayı sürdürüyor.
Erdek, küçük yaşta başladığı kazılara sağlığı elverdiği sürece devam etmek istediğini belirterek, bu işin kendisine yalnızca ekonomik katkı sağlamadığını, sağlığına da iyi geldiğini ifade etti.
"1975'ten beri çalışıyorum, burada birçok şey öğrendim." diyen Erdek, yıllar içinde Hattuşa'da farklı kazı ekipleriyle çalıştığını anlattı.
"Gurbete gider gelirdim, mevsimi geldiğinde buradaki kazıda çalışırdım. Sonra beni burada resmi göreve aldılar, bekçilik yaptım. 2 yıl önce yaş nedeniyle emekli oldum. Binbir türlü iş yaptım. Kazı alanında şu anda kazmacı olarak çalışıyorum. Bu iş hem evime katkı sağlıyor, hem de sağlığıma iyi geliyor."
"Kazmasının değmediği yer kalmadı"Hattuşa'daki arkeolojik çalışmanın yalnızca toprak kaldırmaktan ibaret olmadığını belirten Erdek, kazı sırasında toprağın ve tabakaların dikkatle incelenmesi gerektiğine dikkati çekti.
Yarım asrı aşan çalışma hayatında çok sayıda buluntunun ortaya çıkarılmasına katkı sağladığını anlatan Erdek, Hattuşa'da karşılaştığı en ilginç buluntular arasında ayakkabı biçimindeki iki mührü saydı.
"Yüzlerce tablet, figürler, bronzlar buldum. Hattuşa'da kazı alanında kazmamın değmediği yer kalmadı." diyen Erdek, meslek hayatı boyunca insan ilişkilerine de önem verdiğini vurguladı.
Erdek, "Çok insanla çalıştım. Hiç kimseye ne büyüklendik, ne küçüklendik. Benim babam da öyleydi. İnsanlıktan, doğruluktan hiç ayrılmadık." ifadelerini kullandı.
Hattuşa'daki çalışmaların kendisine geçmişin farklı dönemlerini toprağın içinden okuyabilme deneyimi kazandırdığını belirten Erdek, antik kentte farklı dönemlere ait yapı ve izlerin üst üste bulunduğuna işaret etti.
"Her gelen bir duvar örmüş, başka bir duvarı yıkmış, yapısını değiştirmiş. Buralarda çalışıyoruz." diyen Erdek, özellikle Hitit dönemine ait duvarların işçiliğinin dikkat çekici olduğunu söyledi.
Kazı sırasında bazen çanak ve çömlek parçalarıyla da karşılaştıklarını belirten Erdek, "Toprakları, tabakaları inceleyerek araştırıyoruz." dedi.
Hattuşa'daki ilk kazıların başlamasının üzerinden yaklaşık 120 yıl geçmesine rağmen antik kentin yeni bulgular vermeye devam ettiğine dikkati çeken Erdek'in hikayesi, arkeolojik mirasın korunması ve araştırılmasında sahadaki insan emeğinin önemini de ortaya koyuyor.
Bir arkeoloğun kariyerinin birkaç on yıla sığdığı Hattuşa'da Mehmet Erdek'in çalışma hayatı ise neredeyse bir kazı tarihinin tamamına yayıldı. 15 yaşında babasının yanında başlayan yolculuğu, bugün 66 yaşında, yine Hattuşa'nın toprağının başında devam ediyor.
Bence haberin en güçlü tarafı son paragraf. “51 yıllık kazı işçisi” demekten ziyade, Erdek'i Hattuşa kazılarının yaşayan hafızalarından biri olarak konumlandırıyor. Ancak bunu “yaşayan hafıza” diye doğrudan alıntısız bir niteleme olarak kullanmak yerine, haberin olgularından okurun çıkarmasına izin vermek daha gazetecilik açısından temiz.
Kaynak: Anadolu Ajansı