Anasayfa / Restorasyon / Dünya

Gazze Es-Semra Hamamı Yeniden İnşa Ediliyor

Gazze’nin Eski Şehir bölgesinde yer alan ve Memlük dönemine tarihlenen Es-Semra Hamamı, İsrail saldırılarında yıkılmasının ardından UNESCO destekli bir program kapsamında restore ediliyor. Filistinli uzmanlar, yapının tamamen kaybolmasını önlemek için enkaz altındaki taş, mermer sütun, mimari parça ve süslemeleri tek tek çıkarıp temizliyor, sınıflandırıyor ve güvenli alanlarda muhafaza ediyor. Süreç, iki aşamalı yeniden inşa hedefiyle yürütülüyor.

 

Saldırılar ve Gazze’nin Tarihi Dokusu Üzerindeki Yıkım
Gazze, yalnızca güncel çatışmanın insani bilançosuyla değil, aynı zamanda kültürel mirasın sistematik biçimde soykırıma uğramasıyla da ağır bir kayıp yaşıyor. Devam eden İsrail saldırıları, yüzlerce tarihi yapının ya tamamen yıkılmasına ya da geri döndürülemez ölçüde hasar görmesine yol açtı. Bu soykırımın simge örneklerinden biri, Gazze kentinin en eski yapılarından kabul edilen ve Memlük dönemine uzanan Es-Semra Hamamı oldu. Tarihi kaynaklar, yapının geçmişinin 14. yüzyıla kadar indiğini; yaklaşık 800 yıllık bir süreklilik içinde, Gazze’nin Eski Şehir bölgesinde kentsel yaşamın temel mekânlarından biri olarak varlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor.

Bugün ise Es-Semra Hamamı, savaşın yalnızca fiziksel altyapıyı değil, kent belleğini, sosyal ilişkileri ve tarihsel sürekliliği de hedef alan karakterini görünür kılan bir örnek olarak değerlendiriliyor. Yapının yıkılması, Gazze’nin gündelik hayatına kök salmış bir kamusal mekânın kaybı anlamına gelirken; başlatılan restorasyon süreci, kültürel mirasın çatışma koşullarında korunmasına ilişkin uluslararası tartışmalar açısından da güncel bir laboratuvar niteliği taşıyor.

Acil Kurtarma ve Belgeleme: Restorasyonun Kritik İlk Aşaması
Mevcut koşullar altında yürütülen çalışmaların odağında, yapının tamamen yok olmasını engellemek için acil kurtarma ve belgeleme uygulamaları bulunuyor. Bu süreçte enkaz altındaki tarihi taşlar, mermer sütunlar, mimari parçalar ve süsleme unsurları tek tek çıkarılıyor; ardından temizleniyor, sınıflandırılıyor ve güvenli alanlarda muhafaza ediliyor. Kültürel mirasın korunması alanında çalışan Filistinli uzman Mahmud el-Belavi, bu aşamanın restorasyonun “ilk ve en kritik” evresi olduğunu vurguluyor.

Belavi’ye göre, enkazdan çıkarılan her bir parça yalnızca bir yapı elemanı değil; aynı zamanda yapının özgünlüğünü yeniden kurmaya yarayan somut bir bellek taşıyıcısı. Bu nedenle süreç, klasik bir “moloz kaldırma” operasyonundan ayrışıyor: her taşın konumu, formu ve işlevi üzerinden okunabilir bir mimari arşiv üretiliyor. Çatışma ortamında yağmalanma riskinin yüksek olması da kurtarma sürecini daha acil hale getiriyor. Bu bağlamda yürütülen çalışma, restorasyonun ilerleyen safhaları için teknik bir altyapı oluşturduğu kadar, kültür varlıklarının korunmasında “önleyici müdahale” yaklaşımının da örneği olarak değerlendirilebilir.

Es-Semra Hamamı: Kamusal Mekân, Sosyal Ritüel ve Ortak Hafıza
Belavi’nin dikkat çektiği bir diğer unsur, Es-Semra Hamamı’nın yüzyıllar boyunca asli işlevini kaybetmeden kullanılmış olması. Bu durum, yapıyı yalnızca mimari bir kalıntı değil, yaşayan bir toplumsal mekân haline getiriyordu. Hamam, Gazze’de gündelik yaşamın ritimlerini belirleyen; insanların bir araya geldiği, sohbet ettiği, haberleştiği ve toplumsal geleneklerin sürdürüldüğü bir buluşma alanı olarak işlev görüyordu.
Bu yönüyle Es-Semra Hamamı, kültürel mirasın “somut” ve “somut olmayan” boyutlarını aynı mekânda birleştiren bir örnek sunuyor. Yapının yıkımı, yalnızca taş ve mermer kaybı değil; aynı zamanda kuşaklar boyunca aktarılan sosyal pratiklerin mekânsal zeminini kaybetmesi anlamına geliyor. Restorasyonun hedefi bu nedenle yalnızca fiziksel yeniden inşa değil, aynı zamanda kamusal hafızanın yeniden kurulması olarak da okunuyor.

Mimari Özellikler, 2013 Hasarı ve UNESCO Destekli İki Aşamalı Plan
Es-Semra Hamamı’nın mimari kimliği, geleneksel kubbeler, mermer sütunlar, taş başlıklar ve renkli-süslemeli mermer döşemelerle tanımlanıyordu. Ayrıca suyun odun yakılarak ısıtıldığı geleneksel sistemin, yapımından itibaren korunarak devam ettirilmesi, hamamın tarihsel sürekliliğini güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyordu.
Yapının geçmişte de saldırılara maruz kaldığı, özellikle 2013 bombardımanlarında ciddi hasar gördüğü aktarılıyor. Buna rağmen bazı bölümlerin sokak seviyesinin altında kalması, özgün mimari unsurların kısmen korunmasına katkı sağlamış ve bugünkü restorasyon için teknik bir avantaj yaratmış durumda.

Belavi, mevcut çalışmaların UNESCO’nun finansman desteğiyle ve kültürel mirasın korunması alanında uzman bir kuruluş tarafından yürütüldüğünü belirtiyor. Sürecin iki aşamalı planlandığı; ilk aşamada kurtarma-belgeleme ve koruma önlemlerinin, ikinci aşamada ise yeniden inşa ve işlevsel geri kazandırma hedefinin öne çıktığı ifade ediliyor. Tüm yıkıma rağmen, Es-Semra Hamamı’nın Gazze’nin kültürel hafızasında yaşamaya devam edeceği vurgulanıyor.

Mehmet Nuri Uçar,Hamza Z. H. Qraiqea aa