Gastronomi Film Festivali Kars’ta Sinema, Kültürel Miras ve Yerel Lezzetleri Buluşturuyor
Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), Urla, Londra ve Çeşme’nin ardından bu kez Kars’ta sinema, gastronomi ve kültürel mirası aynı çatı altında buluşturuyor. 10-12 Temmuz tarihleri arasında Kars Merkez, Boğatepe ve UNESCO Dünya Mirası Ani’de gerçekleştirilecek festival; film gösterimleri, söyleşiler, eğitim programları ve gastronomi etkinlikleriyle kültürel belleğin farklı katmanlarını disiplinler arası bir yaklaşımla görünür kılmayı amaçlıyor.
Kars, festivalin yeni durağı değil yeni düşünme alanı
Gastronomi ile sinemayı ortak bir anlatı ekseninde buluşturan Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), yarın başlayacak Kars edisyonuyla üç gün boyunca katılımcılara kültürel miras, yerel mutfak ve görsel sanatlar arasında kurulan çok katmanlı bir deneyim sunacak. Daha önce Urla, Londra ve Çeşme’de düzenlenen festival, bu yıl rotasını Kars’a çevirerek kentin tarihsel ve kültürel birikimini sinema aracılığıyla yeniden yorumlamayı hedefliyor.
12 Temmuz’a kadar sürecek festival kapsamında Kars Merkez, Boğatepe ve Ani’de film gösterimleri, belgeseller, yönetmen söyleşileri, panel oturumları, tadım etkinlikleri ile Sine Sınıf ve Gastro Sınıf başlıklı eğitim programları gerçekleştirilecek. Program, sinema ile gastronomiyi yalnızca iki farklı disiplin olarak değil; kültürel miras, sürdürülebilirlik, eğitim ve yerel üretim gibi ortak başlıklar etrafında buluşturuyor.
Festivalin açılış günü Kars kent merkezinde düzenlenecek panel ve film gösterimlerinde sürdürülebilirlik, kültürel miras, mekân tasarımı, yerel mutfak kültürü ve Kars’ın sinemadaki temsili farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla ele alınacak.
Boğatepe’den Ani’ye uzanan kültürel rota
Festivalin ikinci günü etkinlikler Boğatepe’ye taşınacak. Bölgenin kültürel dokusunu merkeze alan programda belgesel gösterimleri, yönetmen buluşmaları ve eğitim odaklı paneller gerçekleştirilecek. Gün sonunda düzenlenecek açık hava sinema gösterimi ise katılımcıları kırsal yaşam ile sinema arasında kurulan özgün atmosferde bir araya getirecek.
Festivalin son günü ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ani Ören Yeri’ne düzenlenecek kültürel geziyle tamamlanacak. Böylece katılımcılar yalnızca film izlemekle kalmayacak; Kars’ın tarihsel katmanlarını, gastronomik mirasını ve kültürel peyzajını yerinde deneyimleme fırsatı bulacak.
Festivalin bütüncül yaklaşımı, gastronomiyi yalnızca yemek kültürüyle sınırlamıyor; üretim biçimleri, tarihsel hafıza ve yaşam pratikleriyle birlikte değerlendirerek kültürel mirasın yaşayan unsurlarını görünür hale getiriyor.
"Yemek üzerinden insanı anlamaya çalışıyoruz"
Festivalin Kurucu Direktörü Gülper Ergün, etkinliğin çıkış noktasının gastronomi ve sinema alanındaki önemli bir boşluğu doldurma düşüncesi olduğunu belirtti. Ergün’e göre bir toplumun mutfak kültürü yalnızca damak zevkini değil; ekonomik yapısını, göç hareketlerini, toplumsal eşitsizliklerini, yaslarını ve bayramlarını da yansıtıyor.
Bu nedenle gastronomiyi sadece yemek tarifleri üzerinden değil, insan yaşamını anlamanın güçlü bir aracı olarak ele aldıklarını ifade eden Ergün, festivalin temel amacının "yemek anlatmak" değil, yemek üzerinden insan hikâyelerini görünür kılmak olduğunu söyledi.
Ergün, sinema ile gastronomiyi ortaklaştıran en önemli unsurun "seçim" olduğuna dikkat çekerek, bir yönetmenin kadrajına neyi dahil edeceğine karar vermesiyle, toplumların yüzyıllar boyunca hangi ürünü kurutacağına, saklayacağına ya da fermente edeceğine karar vermesi arasında güçlü bir benzerlik bulunduğunu vurguladı. Ona göre kültür, insanlığın yaptığı bu seçimlerin uzun tarihinden oluşuyor.
Sürdürülebilirlik, yerel üretim ve kültürel miras ortak zeminde buluşuyor
Gülper Ergün, festivalin odağında sürdürülebilirlik, yerel üretim ve kültürel mirasın birbirinden ayrılmaz kavramlar olarak ele alındığını belirtti. Bir tohumu korumanın, üreticiyi toprağında tutmanın ve geleneksel tarifleri yaşatan insanların emeğini görünür kılmanın aynı bütünün parçaları olduğunu ifade eden Ergün, yalnızca geçmişi korumanın değil, kültürel sürekliliğin nasıl sağlanacağının tartışılması gerektiğini dile getirdi.
Festival kapsamında Boğatepe’de Köy Enstitülerinin eğitim mirasına da özel yer ayrılacağını aktaran Ergün, bilgi üretiminin yaşanılan coğrafyadan kopmadan da mümkün olabileceğini vurguladı. Üretim, eğitim, sanat ve kırsal yaşamın birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu belirten Ergün, Köy Enstitülerinin bu anlayışı günümüzde de güncelliğini koruyan önemli bir miras olarak bıraktığını söyledi.
Gastronominin sınıf ilişkileri, göç, kadın emeği, iklim krizi, su hakkı, kırsal dönüşüm ve aidiyet gibi birçok toplumsal meseleyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Ergün, Türkiye'de gastronomi temalı filmlerin yalnızca mutfak kültürünü değil, bu çok katmanlı toplumsal hikâyeleri de cesaretle ele alması gerektiğini vurguladı. Festival, bu yaklaşımıyla sinemacıları yeni anlatım biçimleri geliştirmeye teşvik etmeyi hedefliyor.