Anasayfa / Aktüel

Financial Times: İsrail Batı Şeria’da Arkeolojiyi Silahlandırıyor

Financial Times’ın Batı Şeria’daki arkeolojik alanlara ilişkin haberinde, İsrail yönetiminin yetki genişletme ve kamulaştırma uygulamaları ele aldı. Sebastia çevresindeki yaklaşık 200 hektarlık alanın kamulaştırıldığı, zeytinliklerin ve yüzlerce ailenin mülkiyetindeki arazilerin etkilendiği yazıldı. İsrailli Emek Shaveh kuruluşu, uygulamaların arkeoloji ve kültürel mirasın siyasi amaçlarla kullanılmasına yol açtığını savunurken, konu akademik araştırmalarda da tartışılıyor.

 

Financial Times, İsrail yönetiminin Batı Şeria’daki arkeolojik alanlara yönelik yetki ve kamulaştırma uygulamalarını ele aldığı haberinde, arkeolojinin toprak kontrolü ve ilhak politikalarıyla ilişkilendirildiğini aktardı. “İsrail arkeolojiyi nasıl silahlandırıyor?” başlıklı haberde, Şubat 2026’da “Eski Eserler Sorumlusu”nun yetkilerinin, kısmen Filistin Yönetimi’nin kontrolündeki bölgelerde bulunan arkeolojik alanları da kapsayacak biçimde genişletildiği belirtildi.

Sebastia çevresindeki kamulaştırmalar
Haberde, Sebastia Antik Kenti çevresinde yaşayan Zaid Azhari’nin, köyde yaklaşık 200 hektarlık alanın kamulaştırıldığını söylediği aktarıldı. Azhari, söz konusu araziler arasında ailesinin nesiller boyunca geçimini sağladığı zeytinliklerin de bulunduğunu belirterek, kaybın yalnızca ekonomik olmadığını, toprağa aidiyet duygusunu da etkilediğini ifade etti.

Sebastia Belediye Başkanı Muhammed Azem ise kamulaştırma kararının, daha önce el konulan alanlarla birlikte kasaba topraklarının yaklaşık yüzde 55’ini kapsadığını söyledi. Azem, el konulması planlanan arazilerde yaklaşık 560 ailenin mülkiyetinde bulunan 6 binden fazla zeytin ağacının yer aldığını belirterek, Sebastia’nın Nablus, Cenin ve Tulkerim arasındaki konumuna dikkat çekti.

Uzmanlardan arkeoloji ve miras tartışması
İsrailli sivil toplum kuruluşu Emek Shaveh’in yöneticisi Alon Arad, kamulaştırma kararının hukuki, mesleki ve etik açıdan savunulamayacağını ileri sürdü. Arad, miras ve arkeolojinin, arkeolojiyle doğrudan bağlantısı bulunmayan bir ilhak programının aracı haline getirildiğini savundu. Ayrıca belirli alanlara ve Yahudi tarihiyle ilişkilendirilen mekânlara odaklanılmasının, bölgenin çok katmanlı tarihine ilişkin algıyı etkileyebileceğini söyledi.
Peace Now yöneticilerinden Yonatan Mizrachi de Batı Şeria’daki kamulaştırmaların yeni olmadığını, ancak Netanyahu hükümeti döneminde arttığını belirtti. Financial Times’ın aktardığı değerlendirmelere göre bazı uzmanlar, arkeolojinin bu dönemde Batı Şeria’nın ilhakına yönelik politikalarda daha belirgin bir araç haline geldiğini ifade ediyor.

2026’da yayımlanan akademik bir çalışma da Sebastia’yı, arkeoloji, kültürel miras ve siyasi güç arasındaki ilişkinin incelendiği örneklerden biri olarak ele alıyor. Haberde ayrıca, İsrail yönetiminin seçtiği arkeolojik alanlara yüksek miktarda kaynak aktarmasının, bölgenin geçmişine ilişkin belirli anlatıların öne çıkmasına neden olduğu yönündeki değerlendirmelere yer verildi. Arad, yalnızca Siyonist ya da Yahudi mekanlarının öne çıkarılmasının, bölgenin farklı tarihsel katmanlarının görünürlüğünü azaltabileceğini savundu.

Sebastia örneği, arkeolojik alanların korunması, bilimsel araştırmaların yürütülmesi ve yerel toplulukların arazi kullanım hakları arasındaki ilişkinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Konuyla ilgili değerlendirmelerde, kültürel miras yönetiminin siyasi ve hukuki boyutları kadar, arkeolojik alanların çok katmanlı geçmişinin korunması da tartışılıyor.