Anasayfa / Arkeoloji / Türkiye

Çatalhöyük'te bir eve gömülmüş 8 bebek iskeleti kentin son dönemine tarihleniyor

Çatalhöyük'teki arkeoloji kazılarında ölüm ve ritüel alanlarına ilişkin yeni bulgular ortaya çıkarıldı. Ev tabanlarına gömülen ölüleri ile tanınan Neolitik dönemin devasa kenti Çatalhöyük'te son yerleşim evresine ışık tutabilecek 8 bebek iskeleti keşfedildi. En büyüğü 6 aylık olan 8 bebek iskeleti, ortadasındaki avlu etrafına yerleştirilmiş hücrelere gömlü 18 iskeletten dolayı 'ölüler evi' olarak isimlendirilen alanın yanı başında bulundu.

 

Konya'nın Çumra ilçesindeki Neolitik dönemin megakenti Çatalhöyük'te sürdürülen arkeolojii kazılarında, arkeologlar, yerleşimin son evrelerine ışık tutabilecek önemli buluntular ortaya çıkarıldı. Doğu Çatalhöyük Doğu Alanı'nda, “ölüler evi” olarak adlandırılan ve 18 insan gömüsü barındıran yapının hemen bitişiğinde, en büyüğü yaklaşık 6 aylık 8 bebeğe ait iskelet bulundu.

Bebek iskeletleri, Çatalhöyük'ün son dönemine tarihleniyor

İnsanlık tarihinin erken yerleşim örneklerinden Çatalhöyük'te 1961'de başlayan arkeoloji kazıları günümüzde de  Kazı Başkanı Prof. Dr. Ali Ozan başknlığında sürdürülüyor. 

Kazılarda arleologlar, çalışmalarını milattan önce 6 binli yıllara geçiş çizgisinin her iki tarafındaki birkaç yüzyıllık döneme yoğunlaştırdı.

Doğu Çatalhöyük'ün 1000 yıldan uzun süre iskan edildiğini ifade eden Kazı Başkanı Prof. Dr. Ali Ozan, erken ve orta evrelerle karşılaştırıldığında yerleşimin son dönemlerinde mimari ve yerleşim dokusunda farklı uygulama ve geleneklerin ortaya çıktığını söyledi.

18 gömü bulunan yapıya ölüler evi adı verildi

Doğu Alanı'nda birkaç yıl önce başlayan çalışmalar kapsamında, geçen yıl günlük kullanım amacı taşımadığı değerlendirilen bir yapı kompleksiyle karşılaşıldı.

Ozan'ın verdiği bilgiye göre, yapı kompleksinin merkezinde bir avlu bulunuyor. Avlunun çevresindeki hücrelerde tespit edilen 18 insan gömüsü nedeniyle yapı, kazı ekibi tarafından “ölüler evi” olarak adlandırıldı.

Yapının çevresindeki açık alanın karşısında ise platformlar, duvar bezemeleri, boynuz yerleştirmeleri ve kilden yapılmış duvar kabartmaları tespit edildi.

Bu buluntuların, söz konusu alanda günlük kullanımdan farklı bir işlevin bulunmuş olabileceğine işaret ettiği değerlendiriliyor. Ancak yapının kesin işlevinin belirlenmesine yönelik arkeolojik ve antropolojik çalışmalar sürüyor.

“Ölüler evi”nin yanında 8 bebek gömüsü keşfedildi

Kazı çalışmalarında yapının hemen bitişiğinde ise 8 bebeğe ait iskelet ortaya çıkarıldı.

Antropologların yaptığı incelemelerde iskeletlerin bebeklere ait olduğu belirlenirken, yaşlarının da yaklaşık olarak tespit edildiği bildirildi. Bebekler arasında en büyüğünün yaklaşık 6 aylık olduğu belirtildi.

Kazı ekibi, bebek gömülerini yalnızca iskeletlerin kendisi üzerinden değil, bulundukları mimari ve arkeolojik bağlamla birlikte değerlendiriyor.

Çatalhöyük Kazı Başkanı Prof. Dr. Ali Ozan, bu çalışmaların temel amacının yerleşimin son evrelerinde yaşananları ve bu dönemdeki gömü uygulamalarını anlamak olduğunu belirterek, bebek gömüleri ile arkeolojik bağlam üzerinde antropolog ve arkeologların birlikte çalıştığını ifade etti.

Bebeklerin neden aynı yapı çevresine gömüldüğü ya da bu gömülerin çevredeki “ölüler evi” ve olası ritüel yapısıyla nasıl bir ilişki içinde olduğu ise çalışmaların ilerlemesiyle daha net anlaşılabilecek.

Doğu Çatalhöyük'te kentteki yaşam sona eriyor

Kazı çalışmalarının yürütüldüğü alanın yaklaşık MÖ 6250'de yerleşime açıldığı belirtiliyor.

Bu yerleşimdeki yaşamın bir süre sonra karşı tarafta bulunan Batı Höyük'teki yerleşimle kesiştiği, ardından Doğu Höyük'ün tamamen terk edildiği ve yerleşimin yalnızca Batı Höyük'te devam ettiği aktarılıyor.

Kazı ekibi, Doğu Çatalhöyük'ün son dönemine ait mimari, gömü ve buluntu topluluklarını birlikte değerlendirerek, yerleşimin terk edilmesine giden süreçte toplumsal yaşamda meydana gelen değişimleri ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Çatalhöyük'teki çalışmaların, yalnızca yaklaşık 9 bin yıl önce yaşamış toplulukların günlük hayatına değil, ölüm ve gömü uygulamalarına, ritüel davranışlarına ve yerleşimin son dönemindeki toplumsal değişimlere ilişkin yeni veriler sağlaması bekleniyor.

Kaynak: Aa