Anasayfa / Kazılar

Çanakkale İnkaya Mağarası'nda 86 Bin Yıllık Yaşamın İzleri Yeni Bilimsel Tekniklerle Araştırılıyor

Çanakkale'nin Çan ilçesindeki İnkaya Mağarası'nda 10. sezonuna giren arkeolojik kazılar, Paleolitik Çağ araştırmalarında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Bu yıl ilk kez jeofizik görüntüleme, termal drone, çevresel DNA ve optik tarihlendirme yöntemlerinin birlikte uygulanacağı çalışmalarla, Batı Anadolu'nun en eski insan topluluklarına ait yaşam izlerinin daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılması ve Anadolu-Balkanlar arasındaki tarih öncesi ilişkilerin aydınlatılması hedefleniyor.

 

İnkaya Mağarası'nda 86 Bin Yıllık Geçmişe Yeni Bilimsel Bakış
Çanakkale'nin Çan ilçesine bağlı Bahadırlı köyü yakınlarında bulunan İnkaya Mağarası'nda yürütülen arkeolojik kazılar, Paleolitik Çağ araştırmalarına yeni veriler kazandırmaya hazırlanıyor. Batı Anadolu'da keşfedilen ilk Paleolitik dönem mağarası olma özelliğini taşıyan alanda bu yıl uygulanacak gelişmiş bilimsel yöntemlerle, yaklaşık 86 bin yıl öncesine uzanan insan yaşamına ilişkin önemli bulguların ortaya çıkarılması amaçlanıyor.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer başkanlığında sürdürülen kazılar, bu sezon 10. yılına ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle, Cumhurbaşkanlığı kararı kapsamındaki çalışmalar Truva Bakır Madencilik ile T-Design Mühendislik Şirketinin desteğiyle yapılıyor. 

Bugüne kadar yapılan kazılarda Orta Paleolitik Dönem'in sonu ile Üst Paleolitik Dönem'in başlangıcına tarihlenen 35 bini aşkın çakmak taşı ve bazalttan üretilmiş taş alet ile bunlara ait çok sayıda yontma artığı gün yüzüne çıkarıldı. Elde edilen buluntular, mağaranın yaklaşık 86 bin ile 22 bin 500 yıl önce insanlar tarafından yoğun biçimde kullanıldığını ortaya koyuyor. Bölgenin zengin su kaynakları, taş ham maddesi ve besin olanakları, mağaranın uzun süreli bir yaşam alanı olarak tercih edilmesini sağlayan başlıca etkenler arasında gösteriliyor.

Yeni Teknolojiler Kazıların Yönünü Değiştirebilir
2026 sezonunda kazılar mağaranın üç farklı bölümünde yürütülecek. Çalışmaların ağırlık noktasını ise mağaranın batısında yer alan ve araştırmacılar tarafından "işlik" ya da üretim alanı olarak değerlendirilen bölüm oluşturacak.

Prof. Dr. İsmail Özer, yaklaşık 3,5 metre kalınlığındaki dolgu tabakasının kaldırılmasıyla bugüne kadar kapanmış durumda bulunan batı girişinin yeniden ortaya çıkarılmaya başlandığını belirtiyor. Kazı alanlarının genişletilmesi sayesinde mağaranın bugüne kadar bozulmadan korunmuş kültür katmanlarına ilk kez ulaşılması hedefleniyor. Böylece Paleolitik dönem insanlarının üretim faaliyetleri, yaşam düzeni ve mağara kullanım biçimine ilişkin daha ayrıntılı verilerin elde edilmesi bekleniyor.

Bu sezonun en dikkat çekici yönlerinden biri ise ileri teknolojilerin kazı programına dahil edilmesi olacak. İlk kez jeofizik yer altı görüntüleme teknikleri, RGB ve termal drone destekli üç boyutlu haritalandırma, çevresel DNA (eDNA) analizleri ve optik uyarmalı lüminesans (OSL) tarihlendirme yöntemleri birlikte uygulanacak. Bu analizlerle hem mağaranın paleoekolojik geçmişinin belirlenmesi hem de yeni kazı alanlarının bilimsel olarak tarihlendirilmesi planlanıyor.

Kazı ekibi ayrıca çevre düzenlemesi, buluntuların bilimsel analizleri ve ziyaretçilere yönelik bilgilendirme panolarının hazırlanması gibi çalışmaları da sürdürecek.

Prof. Dr. İsmail Özer, İnkaya Mağarası'ndan elde edilen buluntuların Türkiye'deki diğer Paleolitik mağara kazılarından farklı özellikler taşıdığına dikkat çekiyor. Bulguların Balkan Paleolitiği ile ilişkili olabileceğini ifade eden Özer, araştırmaların Anadolu ile Balkanlar arasındaki tarih öncesi insan göçleri ve kültürel etkileşimlerin anlaşılmasına önemli katkılar sunmasının beklendiğini belirtiyor. Yeni bilimsel yöntemlerle desteklenen kazılar, Batı Anadolu'nun en eski insan topluluklarının yaşamına ilişkin bilinmeyen birçok ayrıntının gün ışığına çıkarılması açısından büyük önem taşıyor.