Anasayfa / Aktüel

Bir torba kemik adli tıpçıları şaşkına çevirdi, kemiklerin sırrını arkeologlar çözdü

Japonya'da bir araziye dört büyük çuval atıldı. Çuvalların üçünden inşaat atığı, birinden onlarca insan kemiği çıktı. Polis cinayet soruşturması başlattı ama adli tıpçılar teşhiste zorlandı. Bilmeceyi arkeologlar çözdü. Aylar süren incelemeler sonunda torbalara doldurulup kaçak şekilde atılan kemiklerin, 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar kullanılan eski bir mezarlığa ait olduğu ortaya çıktı. Kemikler 300 yıllık mezarlığın izini verdi.

 

Polis cinayet kanıtı sandı ama  kemikler arkeolojik kalıntı çıktı

Japonya'da yasa dışı olarak bir oto galerisinin arazisine bırakılan büyük çuvaldan çıkan insan kemikleri, ilk anda polis ekiplerini olası bir cinayet soruşturmasına yönlendirdi. Ancak haftalar süren adli ve antropolojik incelemeler sonunda olayın beklenmedik bir şekilde arkeolojik bir vakaya dönüştüğü anlaşıldı.

İlginç olayın ayrıntıları, Legal Medicine (Adli Tıp) dergisinden 13 Temmuz 2026 tarihinde online yayınlanan "Bir çuval içinde bulunan karışık iskelet kalıntıları: adli ve arkeolojik farklılaştırma üzerine bir vaka raporu" (Commingled skeletal remains found in a bulk bag: a case report on forensic and archaeological differentiation) başlıklı makale ile açıklandı.

Yu Kakimoto, Mai Takigami, Motoo Yoshimiya, Ikuto Takeuchi, Yutaka Matsushima, Haruka Ikeda,
Yuki Hagino, Takeshi Inoi,Kazuhiro Sakaue imzaları ile yayınlanan vaka raporuna göre, kullanılmayan bir alana bırakılan dört büyük endüstriyel çuvalın üçünde inşaat atıkları bulunurken, dördüncü çuvalın içinden toprakla karışık çok sayıda insan kemiği çıktı. Buluntu, olay yerindeki koşullar nedeniyle başlangıçta yasa dışı ceset gizleme olasılığı olarak değerlendirildi.

Polisler önce cinayet ihtimalini araştırdı

İlk incelemelerde iki kafatasının içinde beyin dokusuna benzeyen kalıntılar görülmesi ve bazı dişlerin parlak siyah renkte olması, araştırmacılara bunların modern metal diş dolguları olabileceğini düşündürdü. Bu nedenle kemikler adli otopsiye gönderildi ve soruşturma cinayet ihtimali üzerinden yürütüldü.

Ancak ayrıntılı inceleme ilerledikçe tablo değişmeye başladı.

Araştırmacılar toplam 274 kemik ve kemik parçası tespit etti. Bulgular en az sekiz farklı bireye ait iskeletlerin aynı çuvala doldurulduğunu gösteriyordu. Kemiklerin tamamında uzun süre toprak altında kalmaya bağlı koyu kahverengi lekelenmeler bulunurken, uzun kemiklerin uç kısımları önemli ölçüde aşınmıştı. Bu özellikler kalıntıların onlarca yıl değil, çok daha uzun süre gömülü kaldığına işaret ediyordu.

Arkeologlar bitki kalıntılarını ipucu olarak kullandı

Dönüm noktası ise kafataslarından birinde görülen bitki lifleri oldu. Araştırmacılar ağız ve burun boşluğunda bulunan yaprak ve sap kalıntılarının, Japonya'nın Edo Dönemi'nde (17-19. yüzyıllar) ölülerin ağız ve burunlarına yerleştirilen Şikimi (Illicium anisatum) bitkisine ait olduğunu belirledi. Bu uygulamanın böcekleri uzak tutmak, çürümeyi geciktirmek ve kötü ruhlardan korunmak amacıyla uygulanan geleneksel bir defin ritüeli olduğu ifade edildi.

Araştırmacılar ayrıca iskeletlerden birinde modern tıbbi müdahale görmemiş eski bir kalça kırığının iyileşmiş olduğunu tespit etti. Bu bulgu da kalıntıların modern döneme ait olmadığını destekledi.

Metal dolgu sanılan siyah dişler arkeolojik bulgu oldu

İlk bakışta metal dolgu sanılan siyah dişler de inceleme sonunda farklı bir açıklama kazandı.

Diş röntgenlerinde herhangi bir modern dolgu ya da metal restorasyon izine rastlanmadı. Araştırmacılar siyah rengin, yüzlerce yıl boyunca topraktaki demir ve manganez minerallerinin diş yüzeyine işlemesiyle oluşan doğal tafonomik değişimlerden kaynaklandığını değerlendirdi. Aynı siyahlaşma kafataslarının iç yüzeylerinde de görüldü.

Son sözü radyokarbon tarihleme söyledi

Kesin sonuç ise radyokarbon tarihlemesiyle elde edildi.

Dört kafatasından alınan örneklerin analizleri, bireylerin 17. yüzyıl ortalarından başlayarak 20. yüzyılın ortalarına kadar uzanan farklı dönemlerde yaşamış olduğunu ortaya koydu. Bulgular, aynı mezarlığın yaklaşık üç yüzyıl boyunca kullanılmaya devam ettiğini gösterdi.

Araştırmacılar, kemiklerin büyük olasılıkla bir inşaat çalışması sırasında eski mezarlıktan çıkarıldığını ve resmi makamlara bildirilmek yerine başka bir bölgeye yasa dışı şekilde döküldüğünü değerlendiriyor. Böylece cinayet şüphesiyle başlayan soruşturma, tarihi bir mezarlığın izini süren arkeolojik bir araştırmaya dönüştü.

Çalışmanın yazarları, özellikle adli antropolog sayısının sınırlı olduğu ülkelerde temel antropolojik bilgilerin adli tıp uzmanları için büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Yaşar İliksiz - Arkeolojikhaber.com