Anasayfa / Etkinlikler

Başgelen: Dedektif gibi Rumeli'deki Osmanlı mirasının izini sürmeliyiz

Balkan Savaşı sonrası Rumeli'de yaşayan Müslüman soykırımı ve yok edilen tarihi mirasa dair görselleri paylaşan arkeolog Nezih Başgelen, "dedektif gibi bu eski görselleri incelemek, görsellerdeki tarihi eserler nerelere tekabül ediyordu bulmak ve UNESCO kriterleri çerçevesinde onların haklarını takip etmek, yerlerine sahip çıkmak gerekiyor" dedi.

 

Ülkemizin Cumhuriyet ile yaşıt kuruluşlarından Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nun (TTOK) üyeleri ve kursiyerlerine yönelik Kültür Sanat Etkinlikleri birbirinden renkli konferans, panel, dinleti, konser ve eğitim sunumları ile sürüyor.

Katılım için rezervasyonun şart olduğu etkinlikler kapsamında 13 Şubat Pazar günü ünlü editör arkeolog Nezih Başgelen "Tarihi Gönümleri ile Geride Bıraktığımız Rumeli" konulu bir konferans verirken, ünlü  beyin cerrahı Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, Hayata Dair Konuşmalar serisi kapsamında konuklarla söyleşti, İ.Ü. Bilim Tarihi öğrencisi Ayşegül Saygılar ise "Şiddetle Çalınan Çocukluk" konulu sunuma imza attı.

'Evladı Fatihan doğaya ve canlıya saygılıydı'

Tarihi Gönümleri ile Balkan Harbi'nde Geride Bıraktığımız Rumeli sunumunda Osmanlı'nın Rumeli'de bıraktığı mirası tarihi harita, minyatür, gravür, resim ve fotoğraflarla gösteren arkeolog Nezih Başgelen, şehirler, tekkeler ve köyler imar edilirken mimari ile doğanın uyumuna dikkat çekti ve "Evladı Fatihan doğaya ve canlıya saygılıydı. Yerleşimde su kaynaklarına özel önem veriyor ve yaoılışırken kaynakların, doğal yaşamın ve habitaın mümkün olduğunca zarar görmemesine çalışıyordu" dedi.

 Osmanlı Devleti'nin Avrupa'dan çekilirken, orada yaşayan Müslüman halkın hangi zorluklara göğüs gerdiğini anlatan Başgelen, "Artık Avrupalı tarihçiler de belgeler ışığında kabul etmek zorunda kalıyor ki Balkanlarda soykırım denebilecek boyutta tarihin en büyük katliamları yaşandı. Kalanlar büyük zorluklar altında İstanbul'a ve Anadolu'ya göç ettiler." dedi.

Osmanlı Devleti çekilir çekilmez geride kalan Osmanlı Medeniyeti unsurlarının acımasızca yıkılıp, tarumar edildiğini belirten Başgelen, "Minareleri yıkıldı ve camiler birer birer kiliseye çevrildi. Daha da kötüsü İslam ve Türk mimarisinin anıt eserleri yıkılarak yok edildi. Bugün geriye pek az eser kaldı, onları da gözümüz gibi korumak ve kollamak zorundayız.  Artık bunu sadece biz değil başkaları da kabul ediyor ki  Osmanlı mirasının Rumeli'de başına gelenler, Dünya Tarihinin kara sayfalarıdır. Bu değerleri bilerek yetişmemiz gerek. Biz onlar gibi değiliz. Biz koruyacağız. Her şeyi koruyacağız. Anadolu coğrafyasında yaşamış her türlü kültürün, her türlü geçmişin izlerine saygılıyız. Yasalarımız çerçevesinde, ilmi değerlerinin gerektirdiği kriterlere dikkat ederek, koruyacağız. Biz böyle erdemli bir anlayışa sahibiz. Gerek Osmanlı döneminde gerek Cumhuriyet döneminde her türlü kültür mirasını koruduk. Biz korumasak o miras ne İstabul'da ne Anadolu'da ayakta kalamazdı. Ama aynı anlayışı biz görebilmiş miyiz?  Bu şanlı geçmişin ahvadı olarak söylemek gerekir ki ne yazık görmemişiz." şeklinde konuştu.

'Balkanlar'da neyi bıraktık, nelerimiz yok oldu' şuurundan mahrumuz

Başgelen, "Bugün ne yazık ki biz 'Balkanlar'da neyi bıraktık, nelerimiz yok oldu' şuurundan da mahrumuz. Oysa dedektif gibi bu eski görselleri incelemek, görsellerdeki tarihi eserler nerelere tekabül ediyordu bulmak ve UNESCO kriterleri çerçevesinde onların haklarını takip etmek, yerlerine sahip çıkmak gerekiyor" diyerek, kalan yapıların restorasyonunun önemine dikkat çekti ve korumaya imza atanların liyakatle seçilmesi gerektiğini belirtti.

Ünlü cerrah Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, müzik eserleri icra ederek başladığı söyleşinde konuklara bilginin ve algı yönetimin önemini anlatarak "şuurlu, tarihinin medeniyetinin farkında, köklerini bilen ve algı yönetimlerine karşı bilinçli gençler yetiştirmek gerekiyor" dedi.