Anasayfa / Arkeoloji / Ortadoğu

Arkeologlar Hallabat Kasrı cinayetlerini çözmeye çalışıyor

Adli arkeoloji vakalarının son örneği Ürdün'deki kazılarda ortaya çıktı. Arkeologlar, Hallabat Kasrı arkeolojik sahasındaki gizemli ölümleri çözmeye çalışıyor.

 

Adli antropoloji ve Adli Arkeoloji uzmanlarının sahasında giren son adli vaka örneği Ürdün'deki kazılarda ortaya çıkarıldı.

Ürdün'ün başkenti Amman'ın 35 km kuzeydoğusundaki Hallabat Kasrı (Qasr Hallabat) arkeolojik sahasında iskeletleri bulunan 5 kişinin cinayet kurbanı olduğuna kanaat getirildi.

Jordan Times gazetesinden Saeb Rawashdeh'in haberine göre; Hallabat Kasrında sarnıçların bulunduğu alandaki kuyun başında bulunan iskeletleri inceleyen biyo-arkeologlar, onalrın şiddet kurbanı olduğunu rapor etti. Şimdi adli antropolog ve adli Arkeologlar, cinayetlerin arkasındaki esrar perdesini çözmeye çalışıyor.

Kafatası ve kemiklerdeki şiddet izleri incelendi

Alandaki kazı çalışmalarını yürüten İspanyol Arkeoloji Misyonu eski direktörü, East Carolina Üniversitesi'nde antropoloji profesörüIgnacio Arce, karbon-14 tarihlendirmesi ile alanda bulunan iskeletlerin Hallabat Kasrı'nın tamamen terk edilmesinden kısa bir süre önce ya da sonra öldürülmüş olabileceğini belirtiyor ve " Gerek kemiklerin karbok 14 tarihlemdirmesi, gerekse alanda bulunan diğer bulguların karşılaştırılması ile cinayetlerin, MS 768-895 yılları arasında işlendiğini tahmin ediyoruz" dedi.

İskeletler üzerine inceleme yapan doktora öğrencisi Taylor Montgomery'nin analizine göre; ölüm anında veya ölmeden çok yakın zamanda kemiklerin hasar bırakıcı darbeler aldığı anlaşılıyor. Kemiklere verilen hasarın, travma izlerinin farklı renk ve dokuları sahip olması, kurbanların yaralarının hiç tedavi edilmediğini düşündürtüyor.

Kafataslarından beşindeki hasar da şiddetli darbe travmasını gösteriyor. Kol ve bacaklarda da yaralayıcı şiddet izleri rahatlıkla tespit edilebiliyor.  Kafataslarından birkaçında ise çok daha önce alınmış ama tedavi edilmiş yara izleri buluyor. 

Alanın adli antropolog ve adli antropoloji danışmalarına göre; bu insanlar ölümlerinden önceki yaşamlarında da pek çok kavganın içinde kalmışlardı.

Diş mineleri analizinden kurbanların yerli halktan olduğu anlaşıldı

Doktora öğrencisi Kathryn Parker'ın bireylerin diş minelerinin izotop analizlerini çıkarttı ve “Dsişlerin oluşum aşamasında çocuğun beslendiği gıdalar, dişi şekillendirir. Dişlerdeki izotoplar genellikle bireyin ilk yaşlarında nasıl beslediğini anlamamızı sağlar. Stronsiyum ve oksijen gibi bazı izotopların oranları bize genellikle yaşanan coğrafyanın ve su kaynaklarının ipuçlaını verir. Hallabat'taki diş minelerinin stronsiyum ve oksijenin izotop oranlarını karşılaştırarak, bu bireylerin çocukluk döneminde Hallabat çevresinde büyüdüğünü söyleyebiliriz. Çocuklukları, Hauran'ın bazalt alanları ile Hallabat'ın kuzeyi ve doğusundaki kireçtaşı bölgeleri arasında geçmiş diyebilir.  Aynı bölgede yaşadıklarını ve aynı zamanda aynı yerde öldüklerini düşünürsek, ortak bir yaşam öyküleri olduğu ortada” dedi.

Neden öldürüldüklerine dair en olası senaryo

Adli arkeologlara göre şimdilik en iyi hipotez, onlar belirli alanlarda düzenli olarak  yer değiştiren bir grup pastoral göçebe, çoban veya tüccarlar olabilirlerdi. Hallabat Kasrı'na su temin etmek için gelmişlerdi. Hallabat Kasrı sakinleri zatek kıt olan su kaynaklarını onlarla paylaşmamak istememiş olabilirdi. Belki aralarında çıkar tartışma sonrası, belki de su almak isteyen başkalarını da caydırmak amacıyla hunharca öldürülmüşlerdi.

Hallabat Kasrı arkeoloji kazıları

Hallabat Kasrı ve civarındaki kazılarda şu ana dek Roma, Bizans ve İslami devirlere ait bulgulara rastlandı. İspanyol Arkeoloji Misyonu tarafından gerçekleştirilen kazılarda, Romalıların kale olarak kullandığı alanda eski bir manastır ve sarayın kalıntıları bulundu.  Bulgulardan anlaşıldığına göre; Bizans savunma stratejisine uygun olarak, Hıristiyanlaştırılmış ve Persler'e karşı savaştırılmıi Arap kabilelerinden Ghassanidler bölgede yaşamışladı. . Qasr Al Hallabat'ta, 300'den fazla hat içeren ve 160 bazalt blokta oyulmuş yaklaşık 70 bölümden oluşan Yunan yazıtları bulundu ki bunlar askeri yasaları içeriyordu.

Amman'ın 35 km kuzeydoğusundaki Karakr El Hallabat'ta bulunan metin, İslam'ın yükselişinden önce Bizans İmparatorluğu'nun doğu sınırının askeri yönetimi ile ilgiliydi, İmparator Anastasios I (491-518 AD) tarafından çıkarılan askeri yasadaİ Arabistan, Filistin, Mezopotamya ve Clysma eyaletlerinde Bizans orduları ve onların Arap müttefikleri için çıkarılan kanun; görevlilerinin rütbeleri, görev ve yükümlülükleri, sınır askerlerinin ödenmesine ilişkin miktar ve düzenlemeleri düzenliyor, üstlerinin haklarındaki keyfi muamelesine karşı Bizans ve Arap askerlerinin korunmasına yönelik maddeler içeriyordu.   Alanda ayrıca en eski İslam bahçelerinden birine ait kalıntılar da keşfedilmişti.   Arkeolojikhaber.com