Antandros'ta Antik Lezzetler Yeniden Sofralara Döndü: Var mı Bizimle Aşık Atan?
Kuzey Ege'de düzenlenen 2. Antandros Antik Fest, arkeoloji ile gastronomiyi aynı sofrada buluşturarak geçmişin lezzet mirasını günümüze taşıdı. Antik tariflerden hazırlanan yemekler, mitoloji ve kazı bulgularıyla birlikte sunulurken, festival yalnızca bir gastronomi etkinliği değil, kültürel mirasın deneyimlenebildiği özgün bir buluşmaya dönüştü. Antik mutfak kültürünün turizmde yeni bir çekim unsuru olabileceği de bir kez daha ortaya konuldu.
"Antik Yemeklerin İzinde" var mı bizimle aşık atan?
Hem aşık attık hem antik lezzetlerin tadına baktık
Yazın gelişiyle festival ve şenlikler epey hız kazandı. Hele “gastronomi ve yerel lezzetler” konusu en küçük kasabaya bile sirayet etti. Kiraz, çilek, domates, ot mantar derken bunların tamamen dışında, Altınoluk’ta farklı bir festivale eşlik ettik. “Bizimle aşık atar mısınız” mottosu ile gerçekleşen 2. Antandros Antik Fest içeriğindeki özgünlük ile benzerlerinden epey farklıydı.
“Bizimle aşık atar mısınız” mottosu kimlere ilham verdi neler konuşuldu, neler yapıldı dersek çok uzun bir anlatı gerekir. O yüzden Aşçı Fok kendi tenceresindeki deneyimini anlatsın ne dersiniz?
Altınoluk’ta bulunan Antandros Antik Kenti’ni kitlelere tanıtarak kazılara ve çıkan buluntulara dikkat çekmeyi amaçlayan “2.Antandros Antik Fest” Arkeoloji ve mitolojinin tüm bileşenlerini muhteşem bir organizasyon ile buluşturdu. Çok değerli bilim insanlarıyla sanatçı, yazar ve davetliler ile emsallerinden farklı bir festival yaşadık.
Antik Çağ lezzetlerini araştırıp yazmayı kendime görev edindiğimden, festivalde de antik yemekler sunup keyifli anlar yaşadık. PULS denilen buğday lâpasının lezzeti tadına bakanları adeta mest etti. MORETUM KULESİ dediğimiz peynir kulesi ise gövdesindeki zeytinler ile Edremit Körfezi ile Balıkesir’in peynir ve zeytin manifestosu gibiydi.
Peynir kulesini tamamladıktan sonra gövdesine yerleştirilen yeşil ve siyah zeytinlerin ardından kulenin en tepesine bir zeytin dalı yerleştirerek sevgi, barış ve beraberliğimizi perçinlemiş olduk.
Ve bin pınarlı dağımızdan akıtır gibi kulemizin tepe noktasından yavaşça sızma zeytinyağı akıttık.
Kitabımızda reçetesi de bulunan antik moretum lezzeti, böylesi bir görsel şölen sunumu görmemiştir herhalde!
Burada küçük bir ayrıntıya değinmek isterim. Bu Moretum Kulesi’ni bir düz tepsi zeminine oturtup tepsiye yerel minik düğün mantıları ilave ettik. Niye mi? Düğün mantısı denilen yağda kızarmış hamurlar tıpkı küçük baş hayvanların aşık kemiğine benziyorlar, Antik Fest’in ana teması aşık kemikleri olunca geçmiş ile geleceğe öykünüp günümüzü bir lezzet ile taçlandırmak kaçınılmazdı.
Antandros Nekropolü'nde yapılan kazılarda özellikle çocuk mezarlarında çok sayıda aşık kemiğinin bulunduğunu biliyoruz.
Üç çeşit peynir ve tatlı lôrun baharatlar yeşillikler ve bal ile harmanlanması sonucu tüm Kazdağlarına (İda) selâm veren peynir kulesinin, turizm destinasyonlarında aranılır olması bölgede farklılık yaratacaktır. Ayrıca diğer lezzetimiz Buğday lâpası PULS, içindeki bolca süt, kelle peyniri rendesi, tereyağı, zeytinyağı, bal ve balık sosu garum ile keşkeğin yakın akrabasıdır ve Antik Fest’de tadıyla beğeni toplamıştır.
Bu projeyi tamamlayıcı lezzet olarak 2. Antandros Antik Fest’de ilk kez sunmamızın amacı da; antik lezzetlerin günümüz Kuzey Ege coğrafyasında zeytin, zeytinyağı ve peynir ağırlıklı yemeklere dikkat çekmek olarak tanımlanabilir.
Zeytin peynir ekmek var
Kazdağı’nda bolluk var
Antik Çağ’dan bu yana
Sofralarda lezzet var.
"Antik Yemeklerin İzinde" şölenimizin moderatörlüğünü tatlı dili ve sahne hakimiyetiyle gastronomi tanıtım ve mekân yazarı Birgül Erdoğan yaptı. Konuğumuz TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas Başkanı Tümay İmamoğlu’nun da değerli katkı ve görüşlerini aldığımız antik şölenimiz, antik lezzetlerin günümüz uzantılarına dikkat çekilerek sona erdi.
Başta Antandros Kazı Başkanı Prof. Dr. Gürcan Polat’a ve Antandros Koruma ve Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülçin Cömert olmak üzere tüm emeği geçen kişi kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum.
Kuzey Ege gastronomisi, sahip olduğu eşsiz coğrafyanın farkındalığıyla gastronomi turizminin antik yönünü besleyebilen yegâne destinasyon olarak hak ettiği yere elbet ulaşacaktır. İnsanlar bir süredir alışılmışın dışında keşiflere yöneldiler, bunu akılda tutmakta yarar var.
Aşçı Fok
Nurdan Çakır Tezgin