Anasayfa / Arkeoloji / Türkiye

Ani kazılarından Mevlit Kandiline anlamlı armağan: Kufi hatla Hz. Muhammed yazısı

Ani Ören Yeri arkeoloji kazılarda, kabartma tekniğiyle Kufi stilde İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in adının kazılı olduğu bir mimari parça bulundu. Keşfin Hz. Muhammed'in 1501. Doğum günü vesile ile kutlanan Mevlit Kandilinde açıklanması ise manevi bir armağan oldu. Kabartma tekniğiyle hazırlanan taşta, sekiz köşeli yıldızın çevresinde kufi hatla 'Hz. Muhammed' ismi altı kez tekrarlandığı anlaşılıyor ancak yalnızca yarısının günümüze ulaşması nedeniyle isimlerden üçü okunabiliyor.

 

Ani'de Selçuklu devrine ait "Muhammed" yazılı parça bulundu

Kars'taki Ani Ören Yeri'nde süren arkeoloji kazılarında, üzerinde kufi hatla "Muhammed" isminin altı kez tekrarlandığı anlaşılan ancak sadece 3 tanesi okunan bezemeli yaklaşık yarım metrelik kırık bir taş mimari parçası ortaya çıkarıldı. Bir Selçuklu kümbetine ait olduğu değerlendirilen mimari parça, dönemin dini anlayışı ve mezarlık mimarisine ilişkin önemli veriler sunuyor. Keşfin Mevlit Kandili'nde açıklamsı ise sembolik bir armağan özelliği taşıdı. 

Buluntunun Mevlid Kandili'nde duyurulması, eserin arkeolojik ve sanat tarihi açısından taşıdığı bilimsel değerin yanı sıra, manevi açıdan dikkat çekti.

51X21 cm ölçülerinde

Selçuklu dönemine tarihlenen bir kümbete ait olduğu değerlendirilen  ve üzerinde kufi hatla "Hz. Muhammed" isminin altı kez tekrarlandığı anlaşılan taş mimari parça, 51'e 21 santimetre ölçülerinde....

Kabartma tekniğiyle işlenen eserin merkezinde sekiz köşeli yıldız biçiminde bir motif bulunuyor. Bu motifin çevresindeki yazı kuşağında "Hz. Muhammed" ismi kufi hatla tekrarlanıyor.,,

Kufi Hatlı Taşın yalnızca yarısı günümüze ulaştı

Eserin günümüze ulaşan bölümünde yazı üç kez okunabiliyor. Taşın yaklaşık yarısının korunmuş olması nedeniyle, uzmanların bezeme düzenini tamamlamasıyla birlikte yazının özgün tasarımında "Hz. Muhammed" isminin toplam altı kez tekrarlandığı değerlendiriliyor.

Buluntunun, Selçuklu Mezarlığı'ndaki kümbetlerden birine ait mimari parça olduğu düşünülüyor. Bu yönüyle eser yalnızca üzerindeki yazı nedeniyle değil, ait olduğu mimari bağlam açısından da önem taşıyor.

Sekiz köşeli yıldız kompozisyonu ile kufi yazının birlikte kullanılması, dönemin süsleme anlayışına ilişkin veriler sağlarken, mezarlık alanında kullanılan mimari unsurlar üzerinden Selçuklu döneminin dini ve kültürel dünyasına ilişkin değerlendirmelere de katkı sunuyor.

Benzer süsleme düzenlerinin Tercan'daki 1191 tarihli Mama Hatun Kümbeti, 1224 tarihli Malatya Ulu Camii, Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii ve Konya'daki Tahir ile Zühre Mescidi gibi Anadolu'daki Selçuklu ve Beylikler dönemi yapılarında görülmesi, buluntunun Anadolu'daki mimari süsleme geleneği içerisindeki yerinin araştırılması açısından da önem taşıyor.

Ani'nin Türk-İslam dönemine ilişkin veriler artıyor

Ani, farklı dönemlere ait mimari ve arkeolojik kalıntıları aynı alanda barındırması nedeniyle Anadolu'nun Orta Çağ tarihinin araştırılmasında önemli merkezlerden biri.

Özellikle Selçuklu dönemine ilişkin kazılar, kentin 11. yüzyılın ikinci yarısından sonraki tarihine dair yeni veriler ortaya çıkarıyor. Selçuklu Mezarlığı'nda yürütülen çalışmalar da bu dönemin defin gelenekleri, mezarlık mimarisi ve taş işçiliğinin anlaşılmasına katkı sağlıyor.

Yeni bulunan taş da bu bütün içerisinde değerlendirilmesi gereken arkeolojik belgelerden biri olarak öne çıkıyor. Eser üzerindeki yazı, bezeme ve mimari bağlamın birlikte incelenmesi, Ani'deki Selçuklu döneminin yalnızca siyasi tarih açısından değil, inanç ve sanat tarihi bakımından da ele alınmasına imkan veriyor.

Bilimsel keşfin ardından anlamlı bir tesadüf

Buluntunun kamuoyuna duyurulması ise ayrı bir anlamlı bir güne denk geldi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, eserin ortaya çıkarıldığını Mevlid Kandili dolayısıyla yaptığı paylaşımda duyurdu. Ersoy, paylaşımında taşın üzerindeki "Hz. Muhammed" isminin altı kez tekrarlandığına ve eserin Selçuklu dönemine ait bir kümbetle bağlantısına dikkat çekti.

Böylece yüzyıllar önce Selçuklu döneminde bir yapının parçası olarak işlenen ve üzerinde Hz. Muhammed'in adını taşıyan taş, aradan geçen yaklaşık dokuz asrın ardından yeniden gün ışığına çıkarıldı.