Anasayfa / Aktüel

Amisos Nekropolü'nde Trepanasyon uygulaması

Trepanasyon uygulamasının yapılmış olduğu insana ait kafatası, Amisos antik kentinin nekropol alanında bulunan bugünkü Samsun’un, İlkadım İlçesi, Kalkanca Mahallesi, Anadolu Caddesi’ndeki, 3. derece arkeolojik sit alanında Samsun Müzesi Müdürlüğü’nce 2021 yılında kurtarma kazısı gerçekleştirilen yer altı kaya mezarında ele geçmiştir.

 

Konglomera kayaç yapısına oyularak yapılmış olan yer altı kaya mezarı iki defin nişine sahiptir. Buluntularının neredeyse çoğu kendi döneminde kırılarak mezarın ana mekanındaki toprak dolgusu içine dağıtılarak atılmıştır. Buluntularla birlikte mezarın ana mekanı üzerinde aşırı şekilde deformasyona uğramış bir define ait kafatası parçaları ele geçmiştir. Define ilişkin diğer kemik kalıntıları ise mezardaki yoğun nemden dolayı ufalanarak dağılmış olduğu için ele geçmemiş olabilir. Mezardaki buluntular, mezar yapısının Geç Helenistik ve Erken Roma İmparatorluk Dönemi’nde kullanım gördüğünü ortaya koymaktadır.

Mezarda tespit edilen en önemli buluntulardan biri ise ölü bireye ait kafatası parçasıdır.

Mezarın içi

Samsun Bölge Arkeolojisinde İkiztepe Höyüğü kazılarında İlk Tunç Çağı’na tarihlenen trepanasyon uygulamasının gerçekleştirilmiş olduğu insan kafatasına ait örnekler bulunmaktadır. Ancak Amisos nekropolünden Helenistik ve Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait bir insan kafatasında trepanasyon uygulamasının gerçekleştirilmiş olduğu bir bulguya rastlanılmamıştır. Amisos trepanasyonlu kafatası örneği bilindiği kadarıyla ilk örneği teşkil etmektedir.

Trepanasyon uygulamasının yapılmış olduğu kafatası parçası, Kültür Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izni kapsamında Samsun Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisi Uzmanı Doç. Dr. Ünal BIÇAKÇI’nın koordinesi eşliğinde aynı üniversiteden Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Beyin Cerrahı Prof. Dr. Cengiz ÇOKLUK tarafından incelenmiştir. İncelemede belirtilen hususları şu şekilde aktarmak mümkündür: Trepanasyon uygulaması insana ait kafatasının sağ parietal kemiği üzerinde olup oyuk kısım düzgün dairesel formludur. Yaklaşık 1 cm. çapındaki dairesel oyuğun doğal olmayan yolla açılarak kemik yapısında iltihap bulgusuna rastlanılmadığı, dairesel oluşuma iç ve dış bölgeden bakıldığında çökme ve kırık benzeri çevresel bir zedelenme izinin bulunmadığı belirtilmekte olup bu oluşumun antik çağlarda uygulanan trepanasyon uygulaması olabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca kemiğin çevresinde iyileşme bulguları, yeniden kemik oluşumuna ilişkin izlerin olması, üzerinde trepanasyon uygulaması yapılan kişinin bu uygulamadan sonra sağlıklı yaşamını devam ettirmiş olduğuna ve kemik çevresinde enfeksiyon bulgusunun olmaması trepanasyon uygulamasının mikrobik ortamdan uzak olarak yapıldığı için uygulama sonucu enfeksiyon gelişmediği şeklinde yorumlanmıştır.

Roma İmparatorluk Dönemi’nde trepanasyon uygulamalarında kafatasındaki oyuğun açılmasında taç testere olarak adlandırılan alet kullanılmış olmalıdır. Ayrıca bu uygulama sırasında kullanılan aletler sürekli soğuk suya daldırılıp çıkarılarak kemiğin ısınmasının da önüne geçiliyordu.

Trepanasyon uygulaması, büyüsel-dinsel amaç doğrultusunda ya da epilepsi, akıl hastalıkları, fiziksel darbe ve ağrılar gibi çeşitli sebeplere dayanarak yapılan müdahalelerden biri olarak erken dönemlerde karşımıza çıkan ve Roma İmparatorluk Dönemi’nde de tercih edilen bir müdahaledir.

Amisos’un trepanasyon uygulaması yapılan kafatası örneği kentte, antik dönemde yerli bir cerrahın olabileceğine ya da cerrahi ameliyat yapan gezici bir doktorun varlığına işaret ediyor olabilir. Bilindiği kadarıyla Amisos’ta bir hekim mezarıyla karşılaşılmamıştır. 1. ve 2. yüzyıllarda Batı Anadolu’daki Ephesos, Smyrna, Pergamon ve ayrıca İskenderiye’nin tıp tarihi açısından en önemli merkezlerden biri olması, Amisos’taki trepanasyon uygulamasını gezici bir cerrah tarafından yapılmış olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Bu hususlar daha kapsamlı incelendiğinde kentin cerrahi uygulamalarına ilişkin karanlık köşeler daha da aydınlatılabilir.

Not: Bu çalışma Samsun Müzeler Müdürlüğü’nün 20/05/2021 tarih ve 1393788 sayılı “Bilimsel Müze Araştırması” izni doğrultusunda Arkeolog Orhan Alper ŞİRİN tarafından
hazırlanmıştır.