Anasayfa / Arkeoloji / Türkiye

Adramytteion Antik Kenti'nde 1200 yıllık ikinci kilise bulundu

Antik kentteki kazı çalışmaları ve Edremit Körfezi'ndeki yüzey tespit çalışmalarında önemli arkeolojik veriler elde edildiği açıklandı.

 

Balıkesir'in Burhaniye ilçesindeki Adramytteion Antik Kenti'nde, bin 200 yıllık ikinci kilise bulundu.

Balıkesir Kuvayi Milliye Müze Müdürlüğü başkanlığında, Burhaniye Belediyesinin sponsorluğu ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Murat Özgen'in bilimsel danışmanlığındaki 30 kişilik ekip tarafından Ören Mahallesi'ndeki antik kentte 6 yıldır sürdürülen kazı çalışmalarının bu yılki bölümü tamamlandı.

Yrd. Doç. Dr. Özgen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2012 yılından bu yana bölgede kazı çalışmalarının sürdüğünü belirterek, son 3 yıldır da antik kentin etki alanında yüzey araştırmaları yaptıklarını ve arkeolojik varlıkları belgelendirdiklerini belirtti.

Özgen, bu yıl ki çalışmalarına temmuz ayı başında yüzey araştırmalarına ardından da kazılara başladıklarını hatırlatarak, "Kenti sadece Roma dönemi ile değil, tüm dönemleriyle ele almak istedik. Ekibimize, bu anlayış doğrultusunda ilgili uzmanları da topladık. MSGSÜ Arkeoloji Bölümü başta olmak üzere, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi, Antropoloji ve Restorasyon bölümünden, belgelemeye yönelik mimarlık fakültesinden uzman hocalarımız ile birlikte bir ekip kurguladık." diye konuştu.

Bölgenin, Koruma Amaçlı İmar Planı içerisine alınmasına yönelik taleplerinin bu yıl onaylandığını ifade eden Özgen, antik kentteki kazı çalışmaları ve Edremit Körfezi'ndeki yüzey tespit çalışmalarında önemli arkeolojik veriler elde ettiklerini bildirdi.

- "Sürekli yerleşim kampları"

Özgen, bölgedeki yeni bulgulara işaret ederek, şu bilgileri verdi:

"Adramytteion Antik Kenti ve Ören yükseltisinin en kuzeyindeki Bergaztepe'de, Kalkolitik dönemden itibaren sürekli yerleşim kamplarını, test sondajlarıyla tespit ettik. Bu 5-6 metre toprak altına, ana kayaya kadar devam etmekte. Kalkolitik üzeri Tunç dönemi, demir çağları, ardından Batı Anadolu için kısmen bilinen Yunan dönemi ve üstünde Roma yerleşimi ve çok yoğun olan, bu yoğunluk nedeniyle diğer yerleşimleri de tahrip etmiş olan Doğu Roma yerleşimi bulunuyor. Böylelikle bir kültür katları niteliğinde çalışmalar yapmaktayız. Aynı durum, Ören ana yükseltisinin hemen her yerinde var. Fakat Bergaztepe oldukça erken potansiyeli verir niteliktedir."

Altında yüzyıllar önce kullanılmış, kültür katları halinde antik yapılar olan Ören Mahallesi'nin farklı noktalarında kazı çalışmaları yürüttüklerini anlatan Özgen, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ören'in diğer bölgelerinde de çalışmalarımız oldu ve onları isimlendirdik. Ören meydanında, A bölgemizde yoğun bir Doğu Roma depolama alanı bizleri karşıladı. Diğer alanımız, bugün belediye lojmanı olarak kullanılan E bölgesi dediğimiz yerde milattan sonra 2. 3. yüzyıl Roma yapımı olan büyük bir kamusal bina bulduk. Mozaik avlusu ve diğer teşekkülleriyle birlikte kısmi olarak kazısını tamamladık. Ören'in merkezine giden yolda, D bölgesi olarak adlandırdığımız yerde ise yine Doğu Roma döneminin çok evreli konutları, günlük kullanım mutfak kaplarıyla, kendi su kaynağı ile birlikte kazdığımız alanlardan biri oldu."

- "Bir kilise daha bulmuş olduk"

Özgen, bölgede ikinci bir kilise yapısına daha ulaştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"C bölgesi olarak adlandırdığımız alanda, M.S. 11. yüzyıla ait bir kilise mevcuttu. Ören bölgesinde 70 adet test sondajı çalışmamız oldu. Bazıları belli yapılara denk geldi. Büyük bir apsise denk geldik. Taban üstü ve taban altı buluntularıyla, M.S. 8. yüzyıla ait bir kilise daha bulmuş olduk. Daha önce bulunan M.S. 11. yüzyıla ait kiliseden önceki bir kilise yapısı bu. 11. yüzyılda burada kent genelinde bir yıkım yaşanmış. Bunu tarihi kaynaklardan Çakabey ile ilişkilendirebiliyoruz. Ardından burada Doğu Roma'nın yeniden yapılanma süreci olmuş. O yıkım öncesi, kilisenin mimarisine de yansımış. Kilisenin fonksiyonu, eklemeler ve küçültmeler ile mezar şapele dönüştürülmüş. 11. yüzyılda yapılan diğer kilise de kullanılmaya devam edilmiş. Taban altında da birçok gömüyü tespit ettiğimiz, mezarını açtığımız yapı bütünü var."

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgü Çömezoğlu Uzbek de antik kentin kronolojisi içinde, Doğu Roma dönemi yerleşiminin büyük önemi olduğunu hatırlattı.

Uzbek, Doğu Roma'ya ait yapılar arasında, kentin limanıyla ilgili depolama alanları olduğu anlaşılan mekanlar ile hem buluntularından hem de mimari özelliklerinden konut alanı olarak tespit edilen alanların da yer aldığını anlattı.

Bölgede bulunan kiliseye de değinen Uzbek, şunları dile getirdi:

"Daha önce varlığı bilinen kiliseden başka, son yıllarda yaptığımız araştırmalarda en az iki evreli bir kilisenin daha varlığı tespit edildi. İlk kilisenin 8. yüzyıldan itibaren yapılıp kullanıldığını düşünüyoruz. Bu yapının apsisinin Fresko bezemeli olduğu anlaşıldı. Daha sonra 11. yüzyıl civarında bu kilisenin küçültülerek, yeni bir işlev ile tekrar kullanıldığı anlaşılıyor. Daha sonra da apsisin kullanımları küçültülmüş. Zemin seviyesinde yenilemeler yapılmış. Duvarlarında eklemeler ve düzenlemelere gidilmiş. Kilisenin zemin altında da birtakım mezarlar tespit edildi. Kilisenin kullanım alanındaki buluntular arasında 11. yüzyıldan 13. yüzyıl sonuna kadar tarihlendirilen sırlı seramikten kap parçaları günlük kullanıma ilişkin mutfak kabı parçaları bulundu. Kilisenin 14. yüzyıl başına kadar kullanıldığını düşünüyoruz. Bu sezonun sonuna kadar burada çalışma yapıldı. Ancak yapı 3 sezondur kazılıyor ve çalışmalarımıza devam ediyoruz."


 

Serhat Buğra Şenkökcü - AA