Dil Kaybı ve Dijital Umut: UNESCO Verileri Işığında Güncel Durum

UNESCO verilerine göre dünyada konuşulan yaklaşık 8 bin 324 dilden 7 bini hâlâ aktifken, en az yüzde 40’ı (yaklaşık 3 bin dil) yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Her iki haftada bir dilin kaybolduğu tahmin ediliyor. Dijital araçlar ve yapay zekâ destekli çeviri teknolojileri, özellikle kaynakları sınırlı diller için koruma ve canlandırma fırsatı sunuyor. 21 Şubat Uluslararası Anadili Günü, çok dilli eğitimin sürdürülebilir kalkınma hedeflerindeki kritik rolünü bir kez daha vurguluyor.

Dil Çeşitliliği Krizinde Dijital Dönem Umutları
UNESCO’nun son dil atlası ve tehlike altındaki diller raporlarına göre, dünyada kayıtlı 8 bin 324 dilden yaklaşık 7 bini hâlâ konuşuluyor. Ancak bu dillerin en az %40’ı (yaklaşık 3 bin dil) yok olma tehdidi altında. En kritik gösterge, her iki haftada bir dilin tamamen kaybolması veya son konuşurunun ölümüyle işlevsel kullanımının sona ermesidir. Özellikle Pasifik Adaları, Kuzey Amerika yerli toplulukları, Amazon havzası ve Sahra-altı Afrika’da bu kayıp hızlanıyor.

Yok Olma Nedenleri ve Güncel Durum
Dil kaybının başlıca nedenleri arasında genç nesillerin baskın ulusal/uluslararası dillere (İngilizce, Mandarin, Arapça, İspanyolca, Fransızca) yönelmesi, zorunlu eğitimde anadilin dışlanması, göç, kentleşme ve kültürel asimilasyon politikaları yer alıyor. UNESCO 2025 Atlası’na göre, tehlike kategorileri şöyle dağılıyor:

Kesinlikle tehlike altında: ~600 dil
Ciddi tehlike altında: ~1.200 dil
Kırılgan: ~900 dil

Az tehlike altında kalan diller genellikle 100 binden fazla konuşura sahip olanlar.

Dijital Araçlar ve Yapay Zekâ’nın Rolü
Yapay zekâ destekli çeviri teknolojileri (özellikle düşük kaynaklı diller için Google, Meta, Microsoft ve Hugging Face modelleri) son yıllarda büyük ilerleme kaydetti. Common Voice, Masakhane ve AI4Bharat gibi açık kaynak projeleri, Afrika ve Güney Asya dillerinde veri setleri oluşturdu. 2025-2026’da Meta’nın SeamlessM4T ve Google’ın Universal Speech Model gibi modelleri, 100’den fazla düşük kaynaklı dili kapsayacak şekilde güncellendi. Bu teknolojiler, sözlü geleneklerin kaydedilmesi, dijital sözlüklerin oluşturulması ve anadilde eğitim materyali üretilmesi için kullanılıyor.

Çok Dilli Eğitim ve Sürdürülebilir Kalkınma
21 Şubat Uluslararası Anadili Günü, UNESCO’nun 2025-2030 çok dilli eğitim stratejisiyle örtüşüyor. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (özellikle 4. Hedef: Kaliteli Eğitim) bağlamında, anadilde erken eğitim alan çocukların okuryazarlık ve matematik başarılarının %30-40 daha yüksek olduğu kanıtlandı. Ancak birçok ülkede hâlâ tek dilli eğitim politikaları hâkim; bu da yerli ve azınlık dillerinin nesiller arası aktarımını engelliyor.
Sonuç

Dil kaybı, yalnızca iletişim aracının değil, kültürel bilgi, geleneksel tıp bilgisi, ekolojik bilginin ve kimliğin de kaybı anlamına geliyor. Yapay zekâ ve dijital platformlar, özellikle son 5 yılda, daha önce kaydedilmesi imkânsız görülen dillerin ses ve metin verilerini koruma imkânı sundu. Ancak teknolojinin tek başına yeterli olmadığı açık: çok dilli eğitim politikaları, topluluk temelli dil canlandırma projeleri ve devlet desteği olmadan 21. yüzyılın sonunda 3 bin civarında dilin yok olması bekleniyor. 21 Şubat, bu küresel kriz karşısında hem uyarı hem de umut günü olmaya devam ediyor.

Kaynak: Tuğba Altun aa


Benzer Haberler & Reklamlar