Endonezya'nın 30 bin yıllık aksesuarları

Endonezya'nın 30 bin yıllık aksesuarları

Taş devri insanlarının takı trendlerini pahalı mücevherler değil ulaşabildikleri hayvanların kemikleri belirliyordu. İnsanoğlunun estetik bilincinin onbinlerce yıl önce dünyanın her yanında aktif olduğunu o takılardan anlıyoruz.

Sulawesi adasındaki egzotik hayvan kemiklerinden yapılmış takılar, Avustralya’nın erken dönem sakinlerinin, Avrasyalı çağdaşları kadar zengin sembolik uygulamalara sahip olduklarına dair kanıtlar sunuyor.

Okyanusu aşarak Asya’dan Avustralya’ya ulaşan ilk insanlar, yol boyunca adalarda keşfettikleri yabancı yaratıkların kemiklerinden, dişlerinden ve kabuklarından kendilerine takılar yaptı.

İnsanlar olası ihtimallere göre 60,000 yıl önce Afrika’dan çıkarak Avrupa ve Asya’ya yayıldılar. Bir kısmı batıda Avrupa’ya doğru, bir kısmı da doğuda Asya’ya ve Asya anakarasının güney kenarına kadar yayıldı. Yaklaşık 50,000 yıl önce ise insanlar, ağaçlardan tekneler yaparak Avustralya’ya ulaşmayı başardı.

Bu göç sırasında, adadan adaya farklılaşan oldukça ilginç yeni ve egzotik bitkiler ile hayvanlara rastladılar. Ortaya çıkarılan yeni bulgular, insanların göç sırasında rastladıkları bu yeni hayvanların, oldukça hızlı bir şekilde sembolik yaşamlarına girdiklerini gösteriyor.

Örneğin geçen yıl arkeologlar, Timor adasındaki bir mağarada, Güney Pasifik yumuşakçası olan Nautilus pompilius’un kabuklarından yapılmış 42.000 yıllık boncukların bulunduğunu bildirdi.

Şimdi ise Avustralya’nın Queensland kentindeki Griffith Üniversitesi’nden Adam Brumm ve Michelle Langley liderliğindeki bir ekip, Timor’un yaklaşık 900 kilometre kuzeydoğusundaki Sulawesi Adası’nda yaşamış olan yerli hayvanların kemiklerinden ve dişlerinden yapılmış takılar keşfetti.

Tropik takılar

Takılardan bir tanesi, ağaçlarda yaşayan, tüylü ve yuvarlak kafalı bir tür olan bear cuscus’un (Ailurops ursinus) parmak kemiğinden yapılmış ve parlatılmıştı. Kemiğin üst tarafında açılmış olan delik, bunun bir kolye ya da bilezik olarak kullanılmış olabileceğini gösteriyor. Takılardan diğer ikisi ise, babirüsa veya domuz geyiği olarak bilinen meraklı görünümlü bir domuzun dişinden yapılmış boncuklardı.

Günümüzden 30,000 ila 22,000 yıl öncesine tarihlenen bu üç takı, adanın iç kısımlarında yer alan bir mağarada bulundu. Bu mağaranın arkeolojik kazılar için seçilmesinin nedeni, yakınlarında dünyanın bilinen en eski kaya resimlerinin bulunmasıydı. 2014 yılında Brumm ve meslektaşları, 35.000 yıllık bir babirüsa resmi ile 40.000 yıllık bir el şablonu resmi tespit etmişti.

Brumm, Sulawesi ve Asya ile Avustralya arasında kalan diğer adalarda (Wallacea bölgesi) gelecekte yapılacak olan kazıların, çok daha fazla sayıda tarih öncesi sanata ve takılara dair eserler bulunacağına inanıyor. Bölgenin hiç araştırılmadığını belirten Brumm, Wallacea bölgesinde 2000 ada bulunmasına rağmen, sadece yedi tanesinin buraya ulaşan ilk insanlar açısından incelendiğini söylüyor.

İnsanların Asya’dan Avustralya’ya doğru izlediği rotayı ve her yeni çevrede sembolik uygulamalarını nasıl değiştirdikleri konusunda daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Yakın bir zaman önce Avustralya’da bulunan 46.000 yıllık kanguru kemiğinden yapılmış burun süslemesi, insanların takı yapım becerilerini, adalardan geçerken karşılaştıkları yeni faunaya uyarlamaya devam ettiğini doğrulamıştı.

Brumm, “Uzun süredir insanın sanatsal dehasının kıvılcımının tarih öncesi Avrupasında çıktığını düşünülüyordu. Ancak ortaya çıkan tüm bu bulgular, dünyanın öbür tarafında bile aynı anda gelişen karmaşık, sofistike ve sembolik kültürlerin olduğunu göstermekte.” diyor.

Erman Ertugrul - Arkeofili.com

New Scientist haberi çevirisi...

Makale: Brumm, A., Langley, M. … (2017). Early human symbolic behavior in the Late Pleistocene of Wallacea. Proceedings of the National Academy of Sciences.


Diğer Haberler